Archive for 31 Ağustos 2012

Sgk ödeme süreleri 4 Eylül’e kadar uzatılmıştır.

Kendi kendinize, nite olsa heceleyemiyorum, o yüzden müstear hatırlamaya niteleyerek düşünüyor musunuz bir iki an sonra tıpkısı âdem gine karşınızda ve onu bir arkadaşınıza tanıştırmanız gerekiyor. Şimdi, bu adamın ucuz neydi diye düşünüyorsunuz, bağkur borç yabancı bir isim – amelî gelmiş­ ti, kolayca anlamıştım ama neydi? güzel bir belleğe iye istiyorsanız, işe incitici bir intiba yaratmakla başlayın. Belleğiniz teyp kaydedicisi gibidir, daimî çalışır, fakat teyp üzerinde keskin bir hüküm bırakmanız gerekir. Sesi yükseltmeli ve
bağ kur prim borcu sorgulama şayan şekilde ayarlamalısınız, yoksa özgün izleniminizden farkı sıfır karmakarışık bir çıkar. Bir ismi yâd etmek istiyorsanız bir yerlere yazın; kesinlikle yazıldığını bilmiyorsanız sorun.
bağ kur prim borcu sorgulama Dinler ve belleğinize kaydederseniz, sakıncasız olun bağkur sorgulayoksulluk duyduğunuzda orada olacaktır.

Dinleyecek ve şuurlu olarak belleğinize kaydedecek kadar mühim bulduğunuz bağ
kur prim
şeyleri her bugün hatırlarsınız. Birbirine girmiş yanıtların belirsiz denizinde bocalamaya son verin. kaput belleğin suçlusu umumiyetle özensiz bir yaklaşımdır. İlgilendiğiniz ölçüde hatırlarsınız. İçinizdeki kayıt aleti verdiğiniz öneme bakarak kayıt yapar. bağkur sorgula Neler olup bittiğiyle ilgilenmiyorsanız o andaç pek hatırlamazsınız. İlgileniyorsanız araç aleti elan
bağkur emeklilik koyu baskılar yapar ve elan yerinde hatırlarsınız. Bu yüzden, dur bak – dinle; henüz sonra anımsamak istediğiniz şeyi dosdoğru ve kupkuru olarak aklınıza yazın.

Belleği geliştirme dersleri veren insanlar vardır. Bir kafa uzmanı, süresince henüz ilkin karşılaşmadığınız kırk-elli şahıs bulunan bir odaya elbette
emeklilik gireceğinizi öğretebilir. Gitme­ den evvel kapının önünde durup hepsinin elini isimlerini söyleyebilirsiniz. bağkur sorgula Elli-altmış kıta nesne sırasıyla verilip hatırlamanız istenebilir ve hatırladığınızda şaşar kalırsınız. kalori sırrı nesneleri birbirine bağlamakta. Bir şeyi ezberlemenin en dobra yolu bir fikri diğeriyle birleştirmektir. tüm hafıza uzmanları bu sistemden yararlanırlar. bağkur emeklilik bir işlemi siz de
emeklilik öğrenebilirsiniz. Sahneye koyulmak isteyen, buna hayat atan birçok in vardır, fakat bölümlerini ezberleyemeyeceklerini düşünürler. Gerekeni yaparsa hacısı hocası ezberleyebilir. Olay; ve zihinsel suret dizisi oluşturmaktan ibarettir. Nesneleri çıkarmak için izlenen yola klâsik
emeklilik bir paradigma verelim: Hatırlanacak şeyler: Top, masa, kedi, duvar, fare, delik, alet örtüsü, sürahi, su, halı. Bu sıra, organize yapılırsa haydi haydi hatırlanabilir. bütünüyle masanın üstünden yuvarlanır, yere düşer, pisik hepsi duvara derece kovalar..

kaynak : http://ebagkur.net

UFRS Olasılık ifade Eden Sözcükler için Belirsizlik Testi

Olasılık ifade Eden Sözcükler için Belirsizlik Testi

Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (UMSK) tarafından geliştirilen Uluslararası Finansal Raporlama Standartları’nın (UFRS’lerin) uyumlaştırılması sürecinin temel amaçlarından biri de, ülkeler arasında finansal raporlamanın karşılaştırılabilir olmasını sağlamaktır. Bunun sağlanması için de tek set muhasebe standartlarının benimsenmesi – yeterli olmasa da – gerekmektedir. Bu bağlamda, muhasebeciler ve denetçiler, söz konusu standartları, finansal tabloların uluslararası alanda karşılaştırılabilirliğini sağlamak açısından, aynı şekilde yorumlayıp uygulamadırlar (Doupnik & Riccio, 2006).

Ancak, muhasebeciler ve denetçiler, muhasebe standartlarında yer alan ve belirli bir olayın ya da sonucun gerçekleşebilirliğine ilişkin olarak kullanılan “uzak ihtimal”, “olabilir”, “muhtemel”, “neredeyse kesin” gibi çok sayıda olasılık belirten sözel ifade ile karşılaşmaktadırlar (Simon, 2002). Muhasebeciler ve denetçiler, söz konusu olasılık belirten bu terimlere ve ifadelere belirli anlamlar atfetmek durumundadırlar. Read more

TMS18 Nihai Hasılat Taslağı

TMS18 Nihai Hasılat Taslağı

Hasılat, bir isletmenin performansını ve potansiyelini değerlendirmede finansal

tablo kullanıcıları icin onemli bir gostergedir. Ancak, hasılatın muhasebelestirilmesi

hukumleri, Amerikan genel kabul gormus muhasebe ilkeleri (US GAAP) ile Uluslararası

Finansal Raporlama Standartları (IFRS) arasında farklılıklar gostermekte ve her iki

tarafın hukumlerinin gelistirilmesine ihtiyac duyulmaktadır. US GAAP, hasılatın

muhasebelestirilmesine iliskin genis kavramlardan ve belirli sektorler veya islemler icin,

ekonomik bakımdan benzer islemlerin farklı sekilde muhasebelestirilmesine yol

acabilecek cok sayıda hukumden olusmaktadır. IFRS’ler, hasıatı

muhasebelestirilmesine iliskin daha az rehberlik sağamaktadı, ancak hasıatla ilgili iki

temel standardı, UMS 18

 Hasılat ve UMS 11 insaat Sözleşmeleri, anlasılması ve basit

islemler dısındaki islemlere uygulanması zor olabilmektedir.

Bu doğrultuda Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) ve Amerikan

Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (FASB) ortak bir proje baslatarak

 Musterilerle Yapılan Sozlesmelerden Doğan Hasılat

nihai taslağını Haziran 2010’da yayılamılardı.

Kurullar, yayılanan taslak metinde, hasıatı muhasebelestirilmesine iliskin mevcut

 Uzman calısma kağıtlarında ileri surulen gorusler Turkiye Muhasebe Standartları Kurulu’nun

resmi gorusu değldir.

standartlardaki ve uygulamalardaki tutarsızlıkları ve belirsizlikleri ortadan kaldırmayı;

hasılatın muhasebelestirilmesine yonelik daha sağlam bir cerceve olusturmayı; isletmeler,

sektorler, ulkeler ve sermaye piyasaları arasında karsılastırılabilirliği artırmayı ve

isletmelerin goz onunde bulundurması gereken hukumlerin sayısını azaltarak finansal

tabloların hazırlanmasını kolaylastırmayı amaclamaktadır.

Yayımlanan taslak metin, mevcut TMS 18 Hasılat standardından belli noktalarda

ayrılmaktadır. Bunlardan ilki, “edim yukumluluğ” kavramıı. TMS 18’de hasıatı

muhasebelestirilmesi konusu mal satıı hizmet sunumu ve faiz, isim hakları temettuler

olmak uzere uc baslı altıda incelenirken, taslak metinde “musteri ile yapıan

sozlesmedeki bir mal veya hizmetin transferine iliskin, yaptııa bağanmı bir taahhut”

olarak tanılanan “edim yukumluluğ” kavramıile genel bir acıan ele alımıtı.

Farklıasan noktalardan bir diğri, hasıatı muhasebelestirilme kosuludur.

Mevcut standartta hasıatı muhasebelestirilme kosulu “malları sahipliğ ile ilgili onemli

risk ve getirilerin alııa devredilmesi” olarak ifade edilmisken, taslak metinde “kontrol”

kavramıdan bahsedilmekte ve hasıatı, kontrolun musteriye gectiğ anda

muhasebelestirilmesi hukmune yer verilmektedir. Kontrol kavramı“bir mal veya

hizmetin kullanıııyonetme veya soz konusu mal veya hizmetten fayda elde etme

imkanı” olarak tanılanmaktadı. Musterinin bir mal veya hizmetin kontrolunu ele

gecirdiğne dair gostergeler ise asağıaki sekilde sayımıtı;

(a) musterinin kosulsuz odeme yukumluluğnun bulunması

(b) musterinin yasal mulkiyete sahip olması

(c) musterinin zilyetliğ sahip olması

(d) mal veya hizmetin tasarııı ya da islevinin musteriye ozel olması

Yine TMS 18

 

Hasılat standardında hizmet sunumlarına iliskin ve TMS 11 inşaat

Sozlesmeleri’ne iliskin olarak kullanıan “tamamlanma duzeyi” kavramıyerine “surekli

bicimde transfer edilen edim yukumluluklerinin, kontrolun musteriye gectiğ duzeyde

muhasebelestirilmesi” kavramıdan bahsedilmektedir. Mevcut hasıat standardıa gore;

hizmet sunumuna iliskin bir islemin sonucunun guvenilir bicimde tahmin edilebildiğ

durumlarda, islemle ilgili hasıat, islemin raporlama donemi sonu itibariyle tamamlanma

duzeyi dikkate alıarak finansal tablolara yansııı. Taslak metinde ise isletmenin

varlığı uretilmesi, imal edilmesi veya insa edilmesi asamalarıda musterinin kontrolu ele

gecirip gecirmediğni değrlendirmesi gerektiğne yer verilmistir. Bu sekilde musteri,

tamamlanmı varlıtan ziyade yarımamulun kullanıııyonetme veya yarımamulden

fayda elde etme imkanıa sahipse, isletme hasıatısurekli bir bicimde muhasebelestirir.

Boyle bir durumda kullanıacak uygun hasıatımuhasebelestirme yontemleri arasıda

cıtıyontemleri, girdi yontemleri ve zamanı gecmesini baz alan yontemler sayımıtı.

Burada fark yaratan nokta, musterinin varlığı kontrolunu, uretilirken, imal edilirken

veya insa edilirken ele gecirmemesi durumunda, isletmenin ancak ve ancak, sozlesme

kapsamıdaki mal veya hizmet tamamlanı musteriye teslim edildiğnde hasıatımuhasebelestirebilmesidir.

Ayrıa mevcut hasıat standardıda musteriden alıan veya alımasıbeklenen

bedelin “gerceğ uygun değri” hasıat olarak muhasebelestirilirken, taslak metne gore

edim yukumluluğnun yerine getirilmesi sonucunda musteriden alıan veya alımasıbeklenen bedel “islem fiyatı”dı ve hasıat bu fiyat uzerinden muhasebelestirilecektir.

Bedelin değsken olduğ sozlesmelerde isletme yalnıca islem fiyatıımakul bir sekilde

tahmin edebiliyorsa hasıat muhasebelestirecektir. Asağıaki kriterlerin her ikisi de

karsıandığıda isletme islem fiyatıımakul bir sekilde tahmin edebilecektir;

(a) isletmenin benzer turdeki sozlesmelerde tecrube sahibi olmasıve

(b) kosullarda onemli değsiklikler beklenmediğ icin isletmenin tecrubesinin

sozlesme ile iliskili olması

Burada mevcut standarttan farklıolarak dikkati ceken bir diğr husus da musteri

kredi riskidir. Musteri kredi riski, “musterinin taahhut edilen bedeli odeyebilme imkȃı”

olarak tanılanmıtı. Đletme, islem fiyatııbelirleme asamasıda musteri kredi riskini

de hesaba katarak taahhut edilen bedeli azaltacaktı. Buna gore isletme, bir edim

yukumluluğnu yerine getirdiğnde, almayıbeklediğ bedelin olasıı yuzdesi ile

ağılılandıımı tutarıuzerinden hasıatımuhasebelestirecektir.

Bunları dııda, taslak metin finansal tablo kullanııarıı, musterilerle yapıan

sozlesmelerden doğn hasıatı tutarıı zamanlamasııve belirsizliğni anlamalarıa

yardıcıolmak icin isletmenin acılamasıgereken bilgileri mevcut standarda oranla daha

kapsamlıve ayrıtııolarak sıalamıtı.

Son olarak taslak metnin ayrımaz bir parcasıniteliğndeki uygulama rehberinde

yine mevcut standarda oranla cok fazla sayıa acılayııorneğ yer verilmistir.

Uygulama rehberinde yer alan acılamalardan bazıarıiade hakkıile satı, urun

garantileri, lisans verme ve kullanı hakları konsinye satılar, faturala-elde tut

sozlesmeleri olarak sayıabilir.

Hasıatı muhasebelestirilmesinin, genel amaclıfinansal raporlamaya iliskin

olarak dunya capıda gecerlilik arz eden bir konu olmasıve ayrıa bu calımanı

IFRS’ler ve US GAAP arasıda bir yakısama projesi olmasısebebiyle bircok coğafi

bolgedeki cok sayıa sektorden yorumlar almıtı. IASB ve FASB gelen yorumlar

doğultusunda yeni bir taslak metin yayılamaya karar vermistir.

TMSK UZMAN ÇALIŞMA KAĞIDI

TÜRKİYE MUHASEŞE STANDARTLARI  KURULU

UZMAN ÇALIŞMA KAĞIDI

Kiralama işlemleri işletmeler için önemli bir finansman kaynağıdır. Bu nedenle, kiralama işlemlerine ilişkin muhasebeleştirmenin finansal tablo kullanıcılarına işletmenin kiralama faaliyetlerini eksiksiz ve anlaşılır bir şekilde yansıtması gerekir. Ancak, kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesine ilişkin mevcut model, kiralama işlemleri ile ilgili gerçeğe uygun bir sunum sağlayamaması ve dolayısıyla finansal tablo kullanıcılarının ihtiyaçlarına cevap vermede yetersiz kalması sebebiyle eleştirilmektedir. Bu eleştirilerin kaynağı, kiralama işlemlerinin finansal kiralama ve faaliyet kiralaması olarak sınıflandırılması ve faaliyet kiralamasından kaynaklanan varlık ve borçların kiracının finansal durum tablosunda gösterilmemesidir.

Bu doğrultuda Uluslararası Muhasebe Standartları Kurulu (IASB) ve Amerikan Finansal Muhasebe Standartları Kurulu (FASB), kiralama işlemlerinden doğan varlık ve borçların finansal durum tablosunda gösterilmesini sağlamak ve kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesine ilişkin yeni bir yaklaşım geliştirmek amacıyla ortak bir proje başlatmışlardır. Söz konusu amaca ulaşmak için IASB ve FASB, Kiralama İşlemleri Nihai Taslağını 17 Ağustos 2010’da yayımlamıştır. Kurullar, yayımlanan taslak metinde, kiralama işlemlerinin sınıflandırılmasına dayanan mevcut modeldeki problemleri gidermeyi ve kiralama işlemlerinden doğan nakit akışlarının tutarı, zamanlaması ve belirsizliği hakkında finansal tablo kullanıcılarına ihtiyaca ve gerçeğe uygun bilgi sunulmasını sağlamayı amaçlamaktadırlar. IASB ve FASB’nin birlikte yayımladığı bu taslağın, aynı zamanda Uluslararası Finansal Raporlama Standartları (IFRS) ve Amerikan Genel Kabul Görmüş Muhasebe İlkeleri (US GAAP) arasındaki yakınsama çalışmalarına da katkı sağlaması beklenmektedir.

TMS 17 Kiralama İşlemleri Standardı kiralama işlemlerinin finansal kiralama ya da faaliyet kiralaması olarak sınıflandırılmasını gerektirmektedir. Ancak mevcut kiralama hükümlerine yönelik yapılan eleştirilerde, bu ayrıma gerek olmadığı ve kiralama işlemlerinin bu şekilde sınıflandırılmasının ekonomik olarak benzer nitelikteki işlemlerin çok farklı şekilde muhasebeleştirilmesine yol açtığı ileri sürülmektedir. Ayrıca finansal kiralamalarla faaliyet kiralamaları arasındaki söz konusu ayrım, yatırımcılar açısından farklı işletmelerin finansal tablolarının karşılaştırılabilirliğini zorlaştırmaktadır. Bunların yanı sıra, söz konusu ayrım çerçevesinde esasında benzer nitelikteki işlemler çok farklı şekillerde muhasebeleştirilebildiği için, bu ayrım istenilen muhasebe sonuçlarına ulaşmak için işlemlerin farklı şekilde yapılandırılmasına da fırsat vermektedir. Bu sebeplerle taslakta kiralama işlemlerinin finansal kiralama veya faaliyet kiralaması olarak sınıflandırılması gerekliliğine son verilmiş ve tüm kiralama işlemleri için tek bir model öngörülmüştür. Yeni model tüm kiralama işlemlerinin aynı şekilde muhasebeleştirilmesini gerektirmektedir.

Kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesine ilişkin mevcut hükümlerde, bir kiralama işleminin finansal kiralama olarak sınıflandırılması durumunda, kiracının bu kiralama işlemine ilişkin varlık ve borçlarını finansal durum tablosunda göstereceği; buna karşın kiralama işleminin faaliyet kiralaması olarak sınıflandırılması durumunda, kiracının finansal durum tablosunda herhangi bir varlık veya borç göstermeyeceği, kiracının kiralama süresince yaptığı kira ödemelerini basitçe gider olarak muhasebeleştireceği öngörülmektedir. Bu durum işletmenin varlık ve borçlarının olduğundan az görünmesine ve yatırımcıların faaliyet kiralamasının etkisini görebilmek için kiracının finansal tablolarını kendi tahminlerine dayalı olarak sürekli düzeltmek zorunda kalmalarına yol açmaktadır. Taslakta ele alınan yeni modelde tüm kiralama sözleşmelerinden kaynaklanan varlık ve borçların kiracının finansal durum tablosunda gösterilmesi zorunlu kılınarak bu problemlerin giderilmesi amaçlanmıştır. Bu sayede yatırımcılar da kiracının finansal durum tablosunda sunulan tutarları düzeltmek zorunda kalmadan işletmenin kiralama faaliyetlerine ilişkin bilgi sahibi olabileceklerdir.

Mevcut standarda göre, bir finansal kiralama işlemi gerçekleştiren kiracı, finansal durum tablosunda kiralanan varlığı ve kira borcunu, kapsamlı gelir tablosunda ise faiz ve amortisman giderlerini göstermekte iken; bir faaliyet kiralaması işlemine girişen kiracı finansal durum tablosuna herhangi bir varlık ve borç yansıtmamakta sadece kira giderlerini kapsamlı gelir tablosunda göstermektedir. Taslakta tüm kiralama işlemleri için öngörülmüş olan yeni modele göre ise kiracı, finansal durum tablosunda, kira ödemeleri karşılığında kiralanan varlığı (‘dayanak varlık’) kiralama süresi boyunca kullanma hakkını temsil eden bir ‘kullanım hakkı veren varlık’ ve kira ödemelerine ilişkin bir borç; kapsamlı gelir tablosunda ise amortisman ve faiz giderlerini gösterecektir.

Mevcut kiralama standardıyla ilgili problemlerin çoğunun kiracının finansal tablolarında faaliyet kiralamalarının gösterimiyle ilgili olmasına rağmen, kiraya verenler için mevcut kiralama hükümlerini aynen sürdürmenin, kiracıların yapacakları muhasebeleştirmeye ilişkin öngörülen yeni yaklaşım ile tutarsız olacağı düşünülmüştür.

Bu durumun, ayrıca, Kurulların Müşterilerle Yapılan Sözleşmelerden Doğan Hasılat Nihai Taslağında hasılatın muhasebeleştirilmesine ilişkin öngördükleri yaklaşım ile de tutarsız olacağı öngörülmüş ve sonuç olarak Kiralama İşlemleri Nihai Taslağında hem kiracıların hem de kiraya verenlerin yapacakları muhasebeleştirme ile ilgili hükümlere yer verilmiştir. Taslakta kiraya verenlerin yeni modeli, edim yükümlülüğü yaklaşımı veya finansal durum tablosu dışı bırakma yaklaşımından birini kullanarak uygulayacakları belirtilmiştir. Kiraya verenler hangi yaklaşımı uygulayacaklarına, kiralanan varlıkla ilişkili önemli risk veya faydaları ellerinde tutup tutmadıklarını dikkate alarak değerlendireceklerdir. Kiraya veren, dayanak varlıkla ilişkili önemli risk veya faydaları elinde tutuyorsa, kiralama işleminin muhasebeleştirilmesinde performans yükümlülüğü yaklaşımını uygular. Bu yaklaşıma göre, kiraya veren dayanak varlığı finansal durum tablosunda göstermeye devam eder ve ayrıca kira ödemelerini alma hakkına ilişkin bir varlık ve kiralama süresi boyunca dayanak varlığın kiracı tarafından kullanımına izin verme yükümlülüğüne (‘edim yükümlülüğü’) ilişkin bir borç muhasebeleştirir.

Bu yaklaşımda kiraya verenin kiralama işleminden doğan borcunu kiralama süresi boyunca sürekli olarak yerine getirdiği ve bu nedenle kira gelirini kiralama süresi boyunca devamlı olarak muhasebeleştireceği düşünülür. Kiraya veren dayanak varlıkla ilişkili önemli risk ve faydaları elinde tutmuyorsa, kiralama işleminin muhasebeleştirilmesinde finansal durum tablosu dışı bırakma yaklaşımını uygular. Bu yaklaşımda kiraya veren kiralama işlemini, mevcut durumda finansal kiralamaların muhasebeleştirilmesine benzer şekilde muhasebeleştirecektir. Gelirin muhasebeleştirilme biçimi, mevcut durumda üretici ve satıcı konumundaki kiraya verenler için öngörülen hasılatın muhasebeleştirilme biçimine benzemektedir. Bununla birlikte, kira ödemelerini alma hakkının ölçümünde, kira gelirinin muhasebeleştirilmesinde ve kalıntı varlıkların ölçümünde önemli değişiklikler söz konusudur. Bu yaklaşıma göre, kiraya veren kiralama işleminden doğan borcunu, kiralama süresinin başlangıç tarihinde kiralanan varlığı kullanma hakkını kiracıya devrederek yerine getirir. Bu nedenle, bu yaklaşımı uygulayan bir kiraya veren, kira gelirini kiralama süresinin başlangıç tarihinde muhasebeleştirir.

Taslak, kiralama işlemlerinden kaynaklanan varlık ve borçların ölçülmesi ile ilgili olarak da önemli değişikler getirmektedir. Kiracı ve kiraya veren tarafından muhasebeleştirilecek varlık ve borçların ölçülmesinde;

• Kiralama sözleşmesinde yer alan kiralama süresini uzatma veya sona erdirmeye ilişkin her türlü opsiyonun etkisi dikkate alınarak, gerçekleşme olasılığı gerçekleşmeme olasılığından daha fazla olan muhtemel en uzun süre kiralama süresi olarak kabul edilecek,

• Koşullu kira ödemelerinin, kiralama süresi opsiyonlarının cezaları ve kalıntı değer garantileri kapsamında beklenen ödemelerin de dahil olduğu kira ödemelerini yansıtmak amacıyla beklenen sonuç tekniği kullanılacak,

• Olaylar ve koşullar, önceki raporlama döneminden beri, bu varlık ve borçlarda önemli bir değişiklik olduğuna işaret ederse yapılan tahminler güncellenecektir.

Kiralama süresinin uzatılması veya sona erdirilmesine ilişkin opsiyonlar, koşullu kira ödemeleri ve kalıntı değer garantileri gibi değişken nitelikteki unsurların kiralama işleminden doğan varlık ve borçların ölçümünde dikkate alınması, yatırımcılara işletmenin beklenen nakit akışları ile ilgili bilgi verecektir. Kiralama işlemlerine ilişkin mevcut hükümler genellikle bu tür kalemleri, varlık ve borçların ölçülmesinde hesaba katmamakta ve dolayısıyla yatırımcılar için gelecek nakit akışlarını tahmin etmeyi zorlaştırmaktadır.

Kiralama İşlemleri Nihai Taslağı büyük ilgi uyandırmış ve sekiz yüze yakın yorum mektubu alınmıştır. Kurulların kiralama işlemlerinin muhasebeleştirilmesine ilişkin ilke bazlı, tek bir standart geliştirme çabaları birçok kesim tarafından desteklenmiş, bununla birlikte içerikteki teknik detaylar ve öngörülen yeni uygulamaların karışıklığı ile ilgili endişeler de belirtilmiştir. IASB ve FASB, taslakla ilgili söz konusu endişeleri dikkate alarak yeni bir taslak metin yayımlamaya karar vermiştir. Yeni taslak metnin 2012’nin ilk çeyreğinde yayımlanması beklenmektedir.

Ortaklardan alacaklar hesabı 2015’e kadar ödenecek

Yeni Türk TicaretKanunun’da, iştirak taahhüdünden doğan borç hariç ortakların şirkete borçlanması yasaklanmıştır. İştirak taahhüdünden doğan borçtan anlaşılması gereken, gerek şirketin kuruluşunda gerekse de sermayesini artırması sırasında ortaklar tarafından şirkete ödenmesi taahhüt edilen borçtur. Örneğin, şirket esas sermayesini 50.000 TL’den 100.000 TL’ye yükseltmiş ise ortakların sermaye artırımı nedeniyle şirkete ödemek durumunda oldukları 50.000 TL, iştirak taahhüdünden doğan borç olup bu durum yasak kapsamında bulunmamaktadır.

Eğer borç şirketle, şirketin işletme konusu ve pay sahibinin işletmesi gereği olarak yapılmış bulunan bir işlemden doğmuş ise ve emsalleriyle aynı veya benzer şartlara tabi tutulmuşsa, bu durum da borçlanma yasağının dışında kalmaktadır.

Örneğin , tuğla üretimi yapan anonim şirketin ortaklarından Bay (X) konut üretimiyle iştigal etmektedir. Anonim şirket, 1 ton tuğlayı 5 taksitte 5.000 TL’ye satmaktadır. Bay (X)’da ortağı olduğu şirketten 1 ton tuğlayı 5 taksitte 5.000 TL’ye almış ve şirkete borçlanmıştır. Bu durum borçlanma yasağı kapsamına girmemektedir.

Çünkü, Bay (X) da ortağı olduğu şirkete, diğer müşterilere uygulanan şartlardan borçlanmıştır. Ancak, Bay (X) 1 ton tuğlayı 5 taksitte 4.000 TL’ye veya 1 ton tuğlayı 5.000 TL’den almakla birlikte 8 taksitte satın alırsa bu durumlarda borçlanma yasağını ihlal etmiş olacaktır. Yine, Bay (X)’nın herhangi bir ticari işe dayanmaksızın şirketten borç alması borçlanma yasağına aykırılık oluşturmaktadır.

Yeni Türk Ticaret Kanunun’da borçlanma yasağına aykırı davranan  ortakların, 300 günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılmaları hüküm altına alınmıştır.

YeniTürk Ticaret Kanunun’da, borçlanma yasağına aykırı davranan ortakların üç yüz günden az olmamak üzere adli para cezasıyla cezalandırılacakları hüküm altına alınmıştır. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’na göre, adlî para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yedi yüz otuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı
olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan meblağın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesi şeklinde tanımlanmıştır.

Hâkim tarafından, bir gün karşılığı olan adli para cezasının miktarı, kişinin ekonomik ve diğer şahsi halleri göz önünde bulundurularak en az yirmi ve en fazla yüz Türk Lirası olarak takdir edilecektir. Bu durumda, söz konusu yasağın ihlal edilmesi durumunda Devlet Hazinesine ödenmesi gereken en az ceza tutarı 6.000 TL (300 gün x 20 TL), en fazla ceza tutarı da 73.000 TL (730 gün x 100 TL) olacaktır.

Ortakların şirkete borçlanma yasağı 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren uygulamaya girecektir. Anılan tarih sonrasında borçlanma yasağına aykırı şekilde şirketten borç alan pay sahipleri cezai müeyyideye tabi olacaklardır.

6103 sayılı Türk Ticaret Kanununun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun’un 24’üncü maddesinde; Yeni Türk Ticaret Kanun’una aykırı olarak anonim şirkete borçlu olan ortakların bu borçlarını Yeni
Türk Ticaret Kanunun’nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç yıl içinde, nakdî ödeme yaparak tamamen tasfiye etmek zorunda oldukları, borcun kısmen veya tamamen başkası tarafından üstlenilmesi, borç için kambiyo senedi verilmesi, ödeme planı yapılması veya benzeri yollara başvurulmasının bu madde anlamında tasfiye sayılmayacağı, bu süre içinde tasfiye gerçekleşmemişse, bu kişiler hakkında cezai müeyyide uygulanacağı hüküm altına alınmıştır. Konuyu örneklersek, anonim şirket ortağı Ali Bey’in şirkete 300.000 TL borcu bulunmaktadır. Ayşe Hanım’ın bu borcunu, şirkete 1 Temmuz 2015 tarihine kadar nakit olarak ödemesi gerekmektedir. Aksi takdirde, Ayşe Hanım cezai müeyyideyle karşılaşacaktır.

Eski Türk Ticaret Kanunun’a göre, pay sahiplerine kâr dağıtımı yapılabilmesi için, şirketin dönem sonunda kâr etmiş olması, Kanun gereği ayrılması gereken yedek akçelerin ayrılmış olması ve bu konuda da genel kurulca karar alınması gerekiyordu. Bu kurala, halka açık anonim şirketler için Sermaye Piyasası Kanunu ile istisna getirilmiş ve dönem sonunda dağıtılacak kâra mahsuben üçer aylık dönemler halinde oluşan kârların avans olarak ortaklara dağıtılabilmesine olanak tanınmıştır.

Sermaye Piyasası Kanunu uyarınca sadece halka açık anonim şirketlere tanınan bu imkân Yeni Türk Ticaret Kanununu ile halka açık olmayan anonim şirketlere de tanınmıştır. Böylece, bu şirketlerin ortakları da dönem sonunda oluşacak kârdan paylarına düşecek tutarları, dönem sonunu beklemeden avans olarak alabileceklerdir. Kâr payı avansı ödenmesine ilişkin esaslar Gümrük ve Ticaret Bakanlığı’nca çıkarılacak bir tebliğle düzenlenecektir. Kâr payı avansı ödenmesine yönelik uygulamayla esasen borçlanma yasağına istisna getirilmiştir.

Çünkü, dönem içindeki faaliyetleri kârlı olan şirketler, ortaklarına dönem sonunu beklemeksizin paylarına düşecek olan kâr payının bir kısmını bölümler halinde avans olarak verebileceklerdir. Bu avans tutarı aslında ortaklara verilen bir borçtur. Avans tutarının, dönem sonunda oluşan ve dağıtılabilir kârdan fazla olması halinde ise fazlaya ilişkin tutarların, ortaklar tarafından şirkete iadesi gerekecektir.

Eski Türk Ticaret Kanunun’a göre yönetim kurulunun en az üç kişiden oluşması gerekirken, Yeni Türk Ticaret Kanunu ile bu sayı bire indirilmiştir. Dolayısıyla, 1 Temmuz 2012 tarihinden itibaren yönetim kurulu bir kişiden oluşabileceği gibi daha fazla sayıdaki kişiden de meydana gelebilecektir.

Eski Türk Ticaret Kanunun’a göre, ortak olmayan kişiler yönetim kurulu üyeliğine seçilebilmekte ancak bu kişilerin göreve başlayabilmeleri için şirkete ortak olmaları gerekmekteydi. Yeni Türk Ticaret Kanununu ile şirket ortağı olmayan kişiler yönetim kurulu üyesi olarak seçilebilecek ve bu görevlerine de ortak olma şartını yerine getirmeden başlayabileceklerdir.

Eski Türk Ticaret Kanunun’a göre, pay sahibi olan tüzel kişiler yönetim kurulu üyeliğine seçilememekte, fakat bunların temsilcisi olan gerçek kişiler yönetim kurulu üyesi seçilebilmekteydi. Yeni Türk Ticaret Kanununu ile tüzel kişi pay sahiplerinin yönetim kurulu üyesi olarak seçilmelerine olanak tanınmıştır. Konuyu örneklemek gerekirse, XYZ Turizm Anonim Şirketi, CED Petrol Anonim Şirketi’nin pay sahibidir.  XYZ Turizm AŞ, CED Petrol AŞ’nin genel kurulu tarafından yönetim kurulu üyesi olarak seçilebilecektir. Yönetim kurulu üyesi seçilen  XYZ Turizm, yönetim kurulu toplantılarına kendi adına katılacakolan gerçek kişiyi kendisi belirleyecek, bu kişiyi de istediği zaman değiştirebilecektir.

Yeni Türk Ticaret Kanunun’a göre, yönetim kurulu üyeliğine seçilecek gerçek kişiler ile tüzel kişi adına toplantılara katılacak olan gerçek kişinin tam ehliyetli olması gerekmektedir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu ile Yeni Türk Ticaret Kanun’unun konumuza ilişkin hükümleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde, yönetim kuruluna seçilecek kişilerin aşağıdaki şartları taşımaları gerekmektedir.

1 – Ayırt etme gücüne sahip olması (Yaşının küçüklüğü yüzünden veya akıl hastalığı, akıl zayıflığı, sarhoşluk ya da bunlara benzer sebeplerden biriyle akla uygun biçimde davranma yeteneğinden
yoksun olmaması)
2- Ergin olması (18 yaşını doldurmuş olması veya evlenme ya da mahkeme kararıyla ergin kılınmış olması)
3- Kısıtlı olmaması
4- İflasına karar verilmemiş olması Türk Medeni Kanunu’na göre, aşağıdaki durumların varlığı halinde ergin olan bir kişinin ehliyeti kısıtlanmaktadır.
– Akıl hastalığı veya akıl zayıflığı sebebiyle işlerini göremeyen veya korunması ve bakımı için kendisine sürekli yardım gereken ya da başkalarının güvenliğini tehlikeye sokan her ergin kısıtlanmaktadır.
– Savurganlığı, alkol veya uyuşturucu madde bağımlılığı, kötü yaşama tarzı veya malvarlığını kötü yönetmesi sebebiyle kendisini veya ailesini darlık veya yoksulluğa düşürme tehlikesine yol açan ve bu yüzden devamlı korunmaya ve bakıma muhtaç olan ya da başkalarının güvenliğini tehdit eden her ergin kısıtlanmaktadır.
– Bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanmaktadır.
– Yaşlılığı, sakatlığı, deneyimsizliği veya ağır hastalığı sebebiyle işlerini gerektiği gibi yönetemediğini ispat eden her ergin kısıtlanmasını isteyebilmektedir.

Yeni Türk Ticaret Kanunun’a göre, yönetim kurulu üyelerinin en az dörtte birinin yüksek öğrenim görmüş olması gerekmektedir. Tek üyeli yönetim kurullarında ise bu zorunluluk aranmayacaktır. 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanunu’nun 3 üncü maddesine göre, yükseköğretim; milli eğitim sistemi içinde, ortaöğretime dayalı, en az dört yarı yılı kapsayan her kademedeki eğitimin ve öğretimin tümü şeklinde; ön lisans da ortaöğretim yeterliliklerine dayalı, en az iki yıllık bir programı kapsayan nitelikli insan gücü yetiştirmeyi amaçlayan veya lisans öğretiminin ilk kademesini teşkil eden yükseköğretim şeklinde tanımlanmıştır.

Dolayısıyla, yönetim kurulu üyeliğine seçilebilecek kişilerin yüksek öğrenim görmüş olma şartını yerine getirmiş sayılabilmeleri için en az ön lisans düzeyinde eğitim veren yükseköğretim kurumlarını bitirmiş olmaları bir başka deyişle ön lisans diplomasına sahip olmaları gerekmektedir. Konuyu örneklemek gerekirse, CBS Anonim Şirketi’nin yönetim kurulu bir kişi ise bu kişinin yükseköğrenimli olması gerekmemektedir. Bu şirketin yönetim kurulu 4 kişi ise bu durumda 4’ün, ¼’ü, 1 olduğundan en az 1 kişinin yükseköğrenimli olması gerekmektedir.

Yeni Türk Ticaret Kanunun’a göre, yönetim kurulu bir kişiden oluşuyorsa bu kişinin yerleşme yerinin Türkiye’de olması ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması şarttır. Eğer yönetim kurulu birden fazla kişiden oluşuyor ise temsile yetkili en az bir üyenin de yerleşim yerinin Türkiye’de olması ve Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı olması gerekmektedir.

EskiTürk Ticaret Kanunun’da olduğu gibi Yeni Türk Ticaret Kanunun’da da yönetim kurulu üyeleri en çok üç yıl süreyle görev yapmak üzere seçilebileceklerdir. Esas sözleşmede aksine bir hüküm yoksa görev süresi sona eren kişiler tekrar yönetim kurulu üyeliğine seçilebileceklerdir.

Yeni Türk Ticaret Kanunun’a göre, yönetim kurulu üyeleri ister esas sözleşmeyle atanmış olsunlar ister genel kurul kararıyla seçilmiş olsunlar, gündemde görevden alınmaya yönelik madde bulunsun veya gündemde bu yönde madde bulunmamakla birlikte haklı bir sebebin varlığı halinde genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilecekledir.

Konuyu örneklemek gerekirse, CBA Anonim Şirketi’nin yönetim kurulu üyeleri esas sözleşmeyle 3 yıl süreyle görev yapmak üzere atanmışlardır. Bu kişiler, genel kurul gündeminde madde olması veya madde olmasa dahi haklı bir sebebin varlığı halinde (yolsuzluk yapmaları, birçok şirkette üyelik sebebiyle görevin ifasında güçlük gibi) genel kurul kararıyla görevden alınabileceklerdir.

6103 sayılı Kanun’un 25 inci maddesinde; Yeni Türk Ticaret Kanunun’nun yürürlüğe girdiği tarihte görevde bulunan anonim şirket yönetim kurulu üyelerinin, görevden alınmaları veya yönetim kurulu üyeliğinin başka bir sebeple boşalması hâli hariç, sürelerinin sonuna kadar görevlerine devam edecekleri, ancak, tüzel kişinin temsilcisi olarak yönetim kurulu üyesi seçilmiş bulunan gerçek kişinin, Yeni Türk Ticaret Kanunun’nun yürürlüğe girdiği tarihten itibaren üç ay içinde istifa edeceği, onun yerine tüzel kişinin ya da başkasının seçilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.

Konuyu örneklemek gerekirse, CBA Anonim Şirketi’nin yönetim kurulu 4 kişiden oluşmaktadır ve bu kişiler şirketin 20 Mart 2012 tarihli genel kurul toplantısında 3 yıl süreyle görev yapmak üzere seçilmişlerdir. Bu kişilerin hiçbiri yükseköğrenimli değildir.

Bu durumda, seçilen kişiler görevlerine 21 Mart 2015 tarihine kadar devam edebileceklerdir. Seçilen yönetim kurulu üyelerinden bir veya birkaçı şirketin tüzel kişi ortaklarını temsilen seçilmiş iseler bu durumda bu kişilerin 1 Ekim 2012 tarihine kadar istifa etmeleri gerekmektedir. İstifa suretiyle boşalan kişilerin yerine de şirket genel kurulunca ya şirket ortağı olan tüzel kişi ya da başkaları seçilmelidir.

Eski Türk Ticaret Kanunun’a göre, yönetim kurulunun bir karar verebilmesi için, üyelerin en az yarısından bir fazlasının toplantıda hazır olması ve kararların da toplantıya katılan üyelerin çoğunluğuyla alınması gerekiyordu. Yeni Türk Ticaret Kanunun’a göre, esas sözleşmede aksine ağırlaştırıcı bir hüküm bulunmadığı takdirde, yönetim kurulu üye tam sayısının çoğunluğu ile toplanıp, kararlarını da toplantıda hazır bulunan üyelerin çoğunluğu ile alabilecektir.

Konuyu örneklemek gerekirse; eski Türk Ticaret Kanunun’a göre, 5 kişiden oluşan yönetim kurulu en az 4 kişiyle (5÷2=2,5 +1=3,5 » 4) toplanabilecek ve en az 3 kişinin aynı yöndeki oyuyla karar alabilecek iken Yeni Türk Ticaret Kanunun’a göre, en az 3 kişiyle (5÷2=2,5 » 3) toplanabilecek ve en az 2 kişinin aynı yöndeki oyuyla karar alabilecektir.

Oylarda eşitlik olması durumunda konu gelecek toplantıya bırakılacak, ikinci toplantıda da eşitlik olursa söz konusu öneri reddedilmiş sayılacaktır.

Örneğin, 4 kişiden oluşan yönetim kurulu, şirkete ait bir taşıtın satılması konusunu görüşmek üzere toplanmışlar ve 2 üye taşıtın satılması, 2 üye de taşıtın satılmaması yönünde oy kullanmış ise bu konuda karar alınmayacak ve konu gelecek toplantıya bırakılacaktır. İkinci toplantıda, 3 kişi taşıtın satılması yönünde oy kullanırsa taşıt satılabilecek yine eşitlik olması halinde taşıtın satılmasına yönelik öneri reddedilmiş olacak bir başka deyişle taşıt satışı yapılamayacaktır.

Yeni Türk Ticaret Kanununa göre, esas sözleşmede düzenlenmiş olmak kaydıyla, yönetim kurulu toplantıları tüm üyelerin bu toplantıya elektronik ortamda katılmaları veya bazı üyelerin fiziken mevcut oldukları toplantılara diğer üyelerin elektronik ortamda katılımıyla da icra edilebilecektir. Böylece, yönetim kurulu üyeleri fiziki olarak bir araya gelmeden de toplantı yapıp karar alabileceklerdir. Bu toplantılarda alınan kararların geçerli olabilmesi için de 27.soruda yer verilen çoğunlukların sağlanması gerekmektedir.

Eski Türk Ticaret Kanunun’da olduğu gibi Yeni Türk Ticaret Kanununa göre de yönetim kurulu üyeleri birbirlerini temsilen toplantılarda oy kullanamayacaklar ve toplantılara da vekil aracılığıyla katılamayacaklardır. Bir başka deyişle, yönetim kurulu üyelerinin gerek fiziki gerekse de elektronik ortamda yapılacak toplantılara bizzat katılmaları ve oylarını da bizzat kullanmaları gerekmektedir.

Yeni Türk Ticaret Kanununa göre, her yönetim kurulu üyesi şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında yönetim kurulu toplantısında;
A- Bilgi isteyebilecek,
B- Soru sorabilecek,
C- İnceleme yapabilecektir.
Her üye, yönetim kurulu toplantısında; herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesini, kurulca veya üyeler tarafından incelenmesini ve tartışılmasını ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınmasını talep edebilecektir. Yine, her bir üye, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerin ve komitelerin yönetim kurulu toplantılarında hazır bulunmalarını, bilgi sunmalarını ve sorulan sorulara cevap vermelerini isteyebilecektir.

Ayrıca, her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu toplantıları dışında, yönetim kurulu başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden, işlerin gidişi ve belirli münferit işler hakkında bilgi alabilecek ve görevinin yerine getirilebilmesi için gerekliyse, yönetim kurulu başkanından, şirket defterlerinin ve dosyalarının incelemesine sunulmasını da isteyebilecektir.

Şirketin iş ve işlemleriyle ilgili olarak bilgi alma ve inceleme yapma hakkı engellenen yönetim kurulu üyesi, bu haklarını kullanabilmek için şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilecektir. Yapılan başvuru, mahkemece dosya üzerinden incelenecek ve karara bağlanacaktır. Mahkemenin konu hakkındaki kararı kesindir.

Yeni Türk Ticaret Kanununa göre, yönetim kurulu üyelerine, tutarı esas sözleşmeyle veya genel kurul kararıyla belirlenmiş olmak şartıyla huzur hakkı, ücret, ikramiye, prim ve yıllık kârdan pay ödenebilecektir.

Yeni Türk Ticaret Kanununa göre;
A- Yönetim Kurulu üyelerinin,
B- Yönetim Kurulu üyelerinin, alt ve üst soyundan birisinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının,
C- Yönetim Kurulu üyelerinin veya bunların alt ve üst soyundan birisinin ya da eşinin yahut üçüncü derece dâhil üçüncü dereceye kadar kan ve kayın hısımlarının ortağı oldukları şahıs şirketleri ve en az yüzde yirmisine katıldıkları sermaye şirketlerinin, şirkete nakit veya ayın olarak borçlanmaları yasaklanmıştır.

Ayrıca, bu kişiler için şirket kefalet, garanti ve teminat veremez, sorumluluk yüklenemez, bunların borçlarını devralamaz. Anılan yasağa aykırı davranan yönetim kurulu üyeleri ile bunların yakınları hakkında en az 6.000 TL en fazla da 73.000 TL tutarında adli para cezası uygulanacaktır.