Archive for 26 Eylül 2012

Kayseri Genç Sanayici ve İşadamları Kazakistanda

Kayseri Genç Sanayici ve İşadamları Derneği (GESİAD) yaklaşık 50 işadamı ile Kazakistan’a çıkarma yaptı.

Kazakistan’ın eski başkenti ve finans merkezi Almatı’da Kazak işadamları ile bir araya gelen GESİAD üyesi Türk işadamları Kazak meslektaşları ile iki ülke arasındaki ticari ilişkileri masaya yatırdı.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki başkanlığındaki heyette, aralarında Kazakistan Fahri Konsolosu Hacı Boydak, GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Kınaş, Melikgazi Belediye Başkanı Memduh Büyükkılıç, Talas Belediye Başkanı Rifat Yıldırım, Hacılar Belediye Başkanı Ahmet Herdem, İncesu Belediye Başkanı Zekeriya Karayol, Kayseri Sanayi Odası Meclis Başkanı Nureddin Okandan, Kayseri Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Asaf Mehmetbeyoğlu ve Kayseri Ticaret Odası Meclis Başkanı Bekir Adıyaman’ın da bulunduğu 41 kişi yer alıyor.

Kazakistan Yatırım Ajansı, Kazak İşadamları Derneği (KAZKA) ve Almatı Sanayi ve Ticaret Odası işbirliğiyle Rixos Otel’de düzenlenen iş forumunda konuşan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki, Kayseri’nin sanayisi ve ekonomisi hakkında bilgi verdi.

Kayseri’de bin fabrikanın bulunduğunu ve 150 ülkeye ihracat yaptıklarını ifade eden Özhaseki, şehirde üç organize sanayi bulunduğunu söyledi.

Kazakistan gibi zengin yeraltı zenginliklerine sahip olmadıklarının altını çizen Başkan Özhaseki sözlerine şöyle devam etti: “Kayseri halkı son derece başarılı ve Çalışkan insanların bir arada bulunduğu bir şehir. Dünya olarak çok hızlı bir değişim yaşamaktayız. ve bu değişim hayatın her alanında yaşanmakta. Bu değişimi bizim yakalamamız ve doğru anlamamız lazım. Aksi takdirde zamanı ıskalarız.” Kazakistan’ın ticaret hacminin 150 milyar dolar olduğunu ve Türkiye ile Kazakistan arasındaki ticaret hacminin sadece 3 milyar dolarda kalmasının zamanı ıskaladığımız anlamına geldiğinin altını çizen Başkan Mehmet Özhaseki, Türk dünyasının çok zengin bir kültüre ve doğal kaynaklara sahip olduğunu vurguladı.

Kazakistan ve Türkiye’nin ekonomik ve ticari ilişkilerde iyi bir işbirliği yaparak yoluna devam etmesi gerektiğini de sözlerine ekleyen Özhaseki, ziyaretin amacının Kazak işadamları ile birlikte iş yapmanın yollarını aradıklarını ifade etti.

HACI BOYDAK: İKİ ÜLKE ARASINDAKİ TİCARET HACMİ YETERSİZ

Toplantıya katılan Kazakistan’ın Fahri Konsolosu Hacı Boydak, yaptığı konuşmada iki ülke arasındaki ticaret hacminin 3 milyar dolar olduğunu ve bu rakamın çok yetersiz olduğunu söyledi.

Kazakistan’ın, Türklerin Ata Yurdu olduğunu ve bu rakamın bu ilişkilere yakışmadığını ifade eden Boydak, ekonomide ve sanayide çift haneli rakamlara ulaşmak gerektiğini belirtti. Cumhuriyetin 100. Yılında Türkiye’nin 500 milyar dolar ticaret hacmine ulaşmayı hedeflediğini dile getiren Hacı Boydak, bunun için çok çalışılması gerektiğinin altını çizdi. Kazakistan’ın yatırım yapılması için son derece potansiyeli olduğuna vurgu yapan Boydak, dost ve kardeş iki ülke ilişkilerinin gelişmesinde sanayici ve iş adamlarına büyük görevler düştüğünü hatırlattı.

KAZKA Başkanı Janıkulov: Türk ekonomisinin en büyük on ekonomi arasına gireceğine inanıyoruz

Kazakistan İşadamları Derneği (KAZKA) Başkanı Jumabek Janıkulov yaptığı konuşmada önümüzdeki yıllarda Türk ekonomisinin dünyadaki en büyük on ekonomi arasına gireceğine inandıklarını söyledi.

İki ülke arasındaki ticari ilişkilerin 3 milyar dolar olduğunu belirten KAZKA Başkanı bu rakamın 10 milyar dolara ulaşmasının hayal olmadığını dile getirdi. Ticaret hacminin arttırılması için Kazak ve Türk işadamları olarak çok çalışmaları gerektiğine vurgu yapan Janıkulov, ticaret hacminin gelişmesinin Kazakistan için de son derece önemli olduğunu dile getirdi.

KINAŞ: TİCARET KÖPRÜLERİ KURMAYA DEVAM EDİYORUZ

Kazakistan’ın Türk işadamların en fazla yatırım yaptıkları ülkelerden biri olduğunu ifade eden GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Hamdi Kınaş, TUSKON ve GESİAD olarak ülkele arasındaki ticaret köprüleri kurmaya devam ettiklerini belirtti. Kazakistan’ın gelişen ekonomisi ve büyüyen ticareti ile yatırım yapılması için son derece elverişli bir ülke olduğuna dikkat çeken Kınaş, Kazakistan ve Türkiye arasındaki ticaret hacmini yeterli bulmadıklarını vurguladı.

Ticaret hacminin 10 milyar dolara ulaşmasını hedeflediklerini de sözlerine ekleyen GESİAD Yönetim Kurulu Başkanı Kınaş, bu konuda hep birlikte çalışılması gerektiğini düşündüklerini ifade etti.

Öte yandan Kazakistan’da yaklaşık 10 senedir iş sektöründe faaliyetlerde bulunan Türk işadamlarından Birkan Karataş, Kazakistan’ın ticaret hacminin 150 milyar dolar olduğunu ve bu rakamdan Türk işadamlarına düşen payın sadece 3 milyar dolar olduğuna dikkat çekti. Kazakistan’ın maden ve yeraltı kaynakları bakımından son derece zengin olduğunu ifade eden Karataş, Türk işadamlarının özellikle enerji alanlarında yatırım yapması gerektiğini belirtti.

Türkmenistan Doğal Gazı Güney Asya Yolunda

Türkmen Gazı Güney Asya Yolunda

Türkmenistan’ın öncülük ettiği Türkmenistan-Afganistan-Pakistan-Hindistan (TAPİ) doğalgaz boru hattı projesine dünyanın dev enerji şirketleri büyük ilgi gösteriyor.

Türkmen yönetimi, söz konusu projeye dünyanın dev enerji şirketlerinin çekmek için önemli bir adım attı. Yabancı yatırımcıların ve firmaların da ilgisini ve desteğini çekebilmek için Türkmenistan stratejik bir karar alarak, söz konusu çalışmaları dünyanın finans merkezlerine taşımayı uygun buldu. ABD’nin New York, İngiltere’nin Londra şehirleriyle Uzak Doğu’nun finans ve yatırım merkezi Singapur’da tanıtım toplantıları gerçekleştiriliyor. Söz konusu projenin ise en büyük destekçisi Asya Kalkınma Bankası.

ABD’nin Chevron, Exxon Mobil, İngiltere’nin British Petrolium (PB), BG Group, Almanya’nın RWE ve Malezya’nın Petronas şirketleri bu projeyle ilgileniyor.

Rusya, Çin ve İran’a doğalgaz ihraç eden ve enerji hatlarını çeşitlendirmek isteyen Türkmen yönetimi, bu projeye büyük önem veriyor. Türkmen gazını Güney Asya ülkelerine taşıyacak TAPİ projesiyle Türkiye ve Rusya’da ilgileniyor. 2008 yılındaki verilere göre, projenin maliyetinin 7,6 milyar doları bulması bekleniyor.

Dünyanın en büyük ikinci doğalgaz yatağı olan Galkınış sahasında başlayacak olan TAPİ projesi, bin 700 kilometrelik hatla Hindistan’a kadar ulaşacak. Bu hat hayata geçirildiği takdirde Hindistan ilk doğalgaz boru hattına sahip olacak. Hindistan halihazırda doğalgaz ihtiyacını Lpg taşıyan tankerlerden karşılıyor.

SPK ile Tunus Finansal Piyasalar Otoritesi Arasında İkili İşbirliği

SPK ile Tunus Finansal Piyasalar Otoritesi Arasında İkili İşbirliği

  • Sermaye Piyasası Kurulu (SPK) ile Tunus Finasal Piyasalar Otoritesi arasında ikili işbirliği mutabakat zaptı imzalandı.İmza töreninde konuşan SPK Başkanı Vedat Akgiray, “İki düzenleyici otorite arasında işbirliğinin yolunu açan bir yasal zemin oluşuyor. Kuzey Afrika, Balkanlar ve yakın çevremizde farkediyorsunuz, son yıllarda teknik düzeyde işbirliğini artırma yönünde adımlar atılıyor. Tunus bizim kardeş ülkemiz” ifadesini kullandı.

    Anlaşmanın önemini vurgulayan Akgiray, “İki ülkenin karşılıklı menfaatini öne çıkaracak şekilde her türlü katkıyı yapmaya hazırız. Önümüzdeki aylarda Tunus’a bir uzman heyetimiz gidecek” dedi.

    İki ülke kurulışları arasında bilgi alışverişi ve teknik işbirliğini geliştirmeyi hedefleyen anlaşmayı SPK Başkanı Akgiray ve Tunus Menkul Kıymetler Komisyonu Başkanı Salah Essayel imzaladı.

    İmza töreninde konuşan Essayel, “Bu anlaşmayı imzalayarak aramızdaki işbirliğini güçlendirmek için önemli bir adım attık. Ben bunun verimli ve her iki tarafa da faydalı olacak bir anlaşma olduğundan eminim” şeklinde konuştu.

İstanbul Finans Zirvesi

İstanbul Finans Zirvesi

Uluslararası Finans Kuruluşu (IFC) Başkan Yardımcısı Dimitris Tsitsiragos, 2008’den bu yana yenilenebilir enerji projelerini desteklemek için 1 milyar dolarlık destek sağladıklarını bildirdi.

Uluslararası Finans Kuruluşu (IFC) Başkan Yardımcısı Dimitris Tsitsiragos, 2008’den bu yana yenilenebilir enerji projelerini desteklemek için 1 milyar dolarlık destek sağladıklarını bildirdi.

Tsitsiragos, İstanbul Finans Zirvesi kapsamında düzenlenen “Finansal Altyapı: Enerji ve Çevre” konulu oturumda yaptığı konuşmada, yenilenebilir enerjinin özel sektör için çok iyi fırsatlar sunduğunu, sürdürülebilir ekonomisi olan şirketlerin bu tür projelere yatırım yapmak için arayış içinde olduklarını söyledi.

2008 yılından bu yana yenilenebilir enerji projelerini destekleyebilmek için 1 milyar dolarlık destek sağladıklarını kaydeden Tsitsiragos, yine 2008’den beri 30 ülkede 80’den fazla projeye 2,4 milyar doların üzerinde destek verdiklerini, yenilenebilir enerjinin bölgesel altyapı işlerinin bir parçası olduğunu bildirdi.

-26 projeye 1 milyar avroyu geçen finansman desteği-

Avrupa İmar ve Kalkınma Bankası (EBRD) Türkiye’den Hüseyin Özhan da bu yıl toplam 26 projeye 1 milyar avroyu geçen bir finansman sağlamış olacaklarını, yatırım bütçelerinin dörtte birini altyapı projelerine ayıracaklarını söyledi.

Avrupa Yatırım Bankası (EIB) Türkiye Kredilendirme Başkanı Bruno Denis ise Türkiye’deki bankalarla çok iyi işbirliği içinde olduklarını, bunların çoğunun İstanbul’da yer aldığını ve bu kurumlarla yaptıkları işbirliği sayesinde KOBİ’lere ulaşabildiklerini vurguladı.

Özellikle yenilenebilir enerji ve enerji etkinliği konusunda çalıştıklarını ifade eden Denis, EIB’nin enerji sektörü, çevresel yatırımlar ve ulaştırmada yapacağı önemli katkının uzun vadede borç verebilmek olduğunu belirtti.

Malezya Kamu Fonu Finans Direktörü (CFO) Mohd Izani Ghani de birçok ülkede sağlık kuruluşlarına yatırım yaptıklarını, Türkiye’de Acıbadem’in bu kuruluşlardan biri olduğunu belirtti.

Ghani, Malezya’da sukuk ve İslami tahviller konusunda da oldukça gelişmiş piyasaya sahip olduklarını ve bu alanda ciddi çalışmalar yaptıklarını vurguladı.

Bakan Ergün 2013 yılında ekonomik büyümede Frene fazla basmayız

  • Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, 2013 yılında ekonomik büyümede ayağın frenden biraz çekilebileceğini, ancak bunun ”Tedbirsiz gideriz, gaza basarız, canımızın istediği gibi gideriz’ manasına gelmeyeceğini söyledi.
  • 2013’te de hakikaten sisli olan, yolu göremediğimiz yerler, keskin virajlar var. Bizden kaynaklanan şeyler değil bunlar. Ama bizi de etkiliyor. O yüzden temkinli gitmemiz lazım” dedi.
  • Anadolu Ajansı’nın (AA) İstanbul’da Finans Haberleri Editörlüğü bünyesinde başlattığı AA Finans Masası’na konuk olan Bakan Ergün, AA Genel Müdürü Kemal Öztürk ve Finans Haberleri Editörlüğü çalışanlarının sorularını cevapladı.
  • Büyüme konusunda Bakan ergün, bu yıl enflasyonda büyük bir sapma olacağına inanmadığını ifade ederek, enflasyonla mücadele konusunda Merkez Bankası’nın her türlü argümanı rahatça kullanabildiğini kaydetti.
  • Ergün, alınan tedbirlerin Merkez Bankası’nın da öngörmüş olduğu tedbirler olduğunu dile getirerek, ”Bu tedbirleri de dikkate alarak, Merkez Bankası enflasyon hedeflerinde zaten bir makas dahilinde hareket ediyor. Bence o bantta çok fazla bir oynama olmayacaktır” dedi.
  • Ekonomide gaza ya da frene basmanın hiç kimsenin tek başına alacağı bir karar olmadığını belirten Ergün, şunları söyledi:
  • ”Yeri gelir gaza, yeri gelir frene basarsınız. Biz 2012 yılının nasıl bir yıl olacağını 2011 yılında müzakere ettik ve dedik ki; 2012 yılı 2011 gibi olmayacak. Dünyada sıkıntılar var, bu sıkıntılarında bize yansıması olur, dolayısıyla biz tedbirli davranmalıyız. Mesela 2012’de 2011 gibi büyüyemeyiz. Yüzde 8,5 büyüdük ama bir yüzde 8,5’ta 2012’de büyüyelim diye bir hedef koysaydık ne olurdu- Mahcup olurduk, çünkü görüyoruz manzarayı. O kadar ihracat yapamazsınız, o kadar iç tüketime ulaşamazsınız. Açtınız kredi musluklarını, insanların gelirleri o kredileri geri ödemeye müsait değil, hepsi patlar sonra.
  • 2012’de yüzde 9,5’da büyürsünüz ama 2013’te öyle bir çökersiniz ki bir daha 5 sene büyüyemezsiniz. Biz bunları öngördüğümüz için dedik ki yüzde 4’lük bir büyüme öngörelim. Finans sektörü bir bozulursa bütün ekonominin üstüne yıkılıyor. Bir banka kendi başına bir banka gibi olmuyor. O yüzden finans sektörünün seyrini iyi takip etmemiz lazım. Biraz frenli gitmemiz lazımdı, frenli gittik. 2013’te ayağımızı frenden biraz çekebiliriz ama bu ‘tedbirsiz gideriz gaza basarız canımızın istediği gibi gideriz’ manasına gelmez. Çünkü 2013’te de hakikaten sisli olan yerler var, yolu göremediğimiz yerler, keskin virajlar var. Bizden kaynaklanan şeyler değil bunlar ama bizi de etkiliyor. O yüzden temkinli gitmemiz lazım.”
  • -”(ÖTV artışı) konjonktürel değişiklikler ve geçici atılmış olan adımlardır”Bakan Ergün, otomotiv sektöründeki sık vergi düzenlemelerinin uluslararası yatırımcıların Türkiye’de yatırım yapmasını engelleyebileceğine yönelik endişeler konusunda şunları söyledi:
    ”Aslında Türkiye’de otomotivde ÖTV sisteminde bir oturmuşluk var. Bunlar konjonktürel değişiklikler ve geçici atılmış olan adımlardır. Bu oturmuşluğu, Türkiye’de otomotiv sektörünün gördüğünü düşünüyorum. Yüzde 3’lük bir vergi artışını da otomotiv sektörü kendi içerisinde absorbe edebildi.”
    Türkiye’de iç pazarda geçen yıl 600 bin otomotiv satıldığını, bu yıl ise muhtemelen 550 bin otomotiv satılacağını ifade eden Ergün, otomotiv sektöründe yüzde 10-12 civarında bir daralma beklendiğini, ancak buna rağmen bugünkü dünya konjonktüründe bu 550 binlik iç pazar satışının sektör açısından tatmin edici olduğunu kaydetti.
  • Ergün, alınan tedbirlerle büyümenin tüketim harcamaları üzerinden değil, ihracat odaklı olarak gerçekleştiğine dikkati çekerek, otomotiv sektöründeki satış rakamındaki ithal payının yüzde 75’e doğru gittiğini, sektörün bu noktanın üzerinde durması gerektiğini vurguladı.
  • Türkiye’ye otomotivde yeni yatırımların gelmesi gerektiğini dile getiren Ergün, ”Çok gelişen bir pazar var ve gelişmeye de devam edecek. Mutlaka kendi markamızı da bu arada üretmemiz lazım” dedi.
    Ergün, yerli otomobil üretimi konusunun ilgili şirketler tarafından sıkı bir müzakereye tabi tutulduğunu aktararak, bu çalışmayı yavaşlatan unsurların, ekonomik gelişmeler ve pazardaki daralma olduğunu kaydetti.
    Bakan Ergün, ”Bu daralma sırasında bu adımı atmak konusunda biraz yavaş davranılıyor olabilir ama bu daralmanın da geçici olduğunu, bunu önünün açılacağını ve bu konuda karar alma süreçlerinin hızlanacağını görüyorum. Biz de motive ediyoruz onları zaten” diye konuştu.
    Yatırımcıları sadece Türkiye’de değil dünyanın farklı yerlerinde yatırım yapmaya teşvik ettiklerini belirten Bakan Ergün, ”Şirketleri birbirine bağlayın. Onun ihtiyaçlarını buradan buranın ihtiyaçlarını gerekirse oradan karşılayın. Böylece şirketlerin küresel bir güç haline yavaş yavaş gelmesi lazım. Kapalı bir ekonomi yok” ifadelerini kullandı.
  • -81 ilde bilim merkezleri…-Bakan Ergün, Türkiye’de 81 ilde kurulması planlanan bilim merkezlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, bilim merkezleri konusunda Türkiye’nin, Avrupa ve Amerika’ya göre çok geç kaldığını anlattı.
    Bugün, Amerika’da ve Avrupa Birliği’nin toplamında 300’den fazla bilim merkezi olduğunu dile getiren Ergün, Çin’in son zamanlarda bu konuda büyük atak yaptığını, Türkiye’nin son zamanlarda bilim ve teknoloji alanında yükselen ülkeler kategorisinde yen aldığını söyledi.
    Ergün, Brezilya’nın, Meksika’nın, Çin’in ve Türkiye’nin bilim ve teknolojide yükseldiğine işaret ederek, ”Bu yükselişi bizim hızlandırmamız lazım, büyükşehirlerden başlayarak bilim merkezleri oluşturmamız lazım. Bu projelerde Büyükşehir Belediyeleri bize mekanı oluşturuyor bizde işin teknolojik unsurlarını oluşturuyoruz TÜBİTAK olarak. Şu anda bazı büyükşehirlerle protokoller imzalandı. Mesela Konya’da, Kocaeli’de bina devam ediyor bitmek üzere, Bursa’daki binanın temelini birkaç gün sonra atacağız” diye konuştu.-”TÜBİTAK’ın eli biraz daha genişledi”-TÜBİTAK’ın yaptığı çalışmaların üretime dönüştürülmesi konusunda yeni mekanizmaları devreye soktuklarını belirten Ergün, TÜBİTAK Kanunu’nda da bazı değişiklikler yaptıklarını, TÜBİTAK Enstitülerindeki geliştirilmiş olan bir takım teknolojilerin ve ürünlerin ticarileşmesi amacıyla şirketler kurabilme, ortaklıklar yapabilme, lisans verebilme gibi işlemler TÜBİTAK Kanunu’na işlendiğini anlattı.
    Bakan Ergün, TÜBİTAK’ın elinin biraz daha genişlediğini, proje ve teknoloji günleri adı altında enstitülerde geliştirilen ürün ve teknolojilerle ürünlerini ticarileştirecek olan firmaları bir araya getireceklerini dile getirerek, ”O çalışmaların sonucunda bazı firmalar onların lisanslarını alacaklar, teknolojiyi geldiği seviyeden devralacaklar ve kendi Ar-Ge merkezlerinde işleyerek kendi üretim sistemleri içinde bir teknoloji olarak kullanacaklar. Bu ürünse doğrudan doğruya lisansını alıp o ürünü ticarileştiren bir yola girmiş olacaklar. Önümüzdeki ay itibariyle proje ve teknoloji günleri adı altındaki etkinliklerle şirketler ve enstitülerde geliştirilen teknolojileri ve projeleri bir araya getirmeye başlıyoruz” diye konuştu.
    Yeni teşvik sistemine değinen Ergün, yeni teşvik sisteminin hem bölgesel hem sektörel olmasının, hem de cari açığı giderici stratejik yatırımlar açısından önemli olduğunu vurguladı.
    Ergün, yeni teşvik sisteminin bütün bölgelere, sektörlere yarayan bir teşvik sistemi olduğunu ifade ederek, sözlerini şöyle sürdürdü:
    ”En basitinden düşünün üniversite öğrencilerimiz açısından öğrenci yurtları bile bu teşvik sisteminin kapsamında yer almaktadır. Türkiye’nin neresinde öğrenci yurdu yaparsanız yapın, bu öğrenci yurtları teşvikli yatırımlar kapsamında yer alıyor. İlk defa bu teşvik sistemiyle paralel olarak geliştirilen özel meslek liselerinin organize sanayi bölgelerinde ve organize sanayi bölgeleri dışında özel meslek liselerinin yapımı ve teşviki gündeme geldi.
    Birçok meslek lisesinin özel sektör tarafından organize sanayi bölgeleri tarafından yapımıyla karşı karşıyayız. Her bir öğrenci başına yatırım teşvikine ilave olarak devletin kendi meslek liselerine yaptığı yatırımların 1,5 katı kadar nakit destek verilecek. Bu teşvik sisteminin heyecan verici tarafıdır.”

    -”Ar-Ge’de bir ışıltı görüyorsanız ona yatırım yapmanız lazım”-

    Ergün, TÜBİTAK’ın bakanlıkları ile ilgili hale gelmesinin biraz zaman aldığını belirterek, bunun yanı sıra yeni destek modelleri de getirdiklerini bildirdi.
    Daha fazla başvuru almaya başladıklarını ifade eden Ergün, şunları kaydetti:
    ”Belki başlangıçta TÜBİTAK kaynakları kullandırılırken ‘bunun hesabını vermek zor olur, herkese vermeyelim diye düşünülebilir’ diye düşünülmüş olabilir. Ar-Ge’de böyle düşünmek doğru değil. Ar-Ge’de bir ışıltı görüyorsanız ona yatırım yapmanız lazım. Bir şey çıkar çıkmaz önemli değil. Bakanlıkta mesela teknogirişimci çocuklar var. Onların projelerinde bir ışık görüyorsak yatırım yaparak, mesela 100 bin lira veriyoruz.
    Hatta ‘batırırsan batır hiç önemli değil’ diyoruz. Çocuk elini korkak alıştırmasın. Şu ana kadar 750 genci böyle destekledik ve kendi şirketlerini kurdular. Bu gençlerden bir kaç kişi dışında işini bırakan olmadı. 750 kişiden 7 kişi bile ‘ben bu işi sürdüremiyorum’ diyen olmadı. Mesela, şimdi bunlara 500 bin lira ikinci bir paket açtık. Ürünlerini prototipe dönüştüren, ürünlerini ticarileştirmeye yakın hale gelenlere destek vermek lazım. Bu da kredi değil, hibe olarak veriyoruz. Bunun ürüne dönüşmesi için genç, yeni teknoloji firmaları doğsun diye yapıyoruz. ABD’de doğan firmalar böyle doğuyor. ABD’de iklim farklı olduğu için o ışık bir anda yayıldı. Bizde iklim bu işlerde ABD kadar elverişli değil, elverişli hale getirmeye çalışıyoruz. Belki bizim ışığımız o kadar hızlı yayılmıyor ama bu iklim oluştukça ışık da daha hızlı yayılacak.”