Adi Ortaklığın feshi ve Tasfiyesi

YARGITAY 13. Hukuk Dairesi

E.No : 2010/5661 K.No : 2011/1578

Tarih : 03.02.2011

                            •  ADİ ORTAKLIĞIN FESHİ VE TASFİYESİ

ÖZÜ: Adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi için öncelikle adi ortaklığın mal varlığının tespiti gerekir.

          (818 s. BK m. 520-541)

Taraflar arasındaki adi ortaklığın feshi ve tasfiyesi davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükmün davacı avukatınca duruşmalı, davalı avukatınca duruşmasız olarak temyiz edilmesi üzerine, temyiz dilekçesinin süresinde olduğu saptanarak dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.

Davacı, davalı ile 21.02.1994 tarihinde N… İnşaat adi ortaklığını kuduklarını, 15.11.1988 tarihine kadar %50’şer hisse ile idare ettiklerini, daha sonra M’yı üçüncü ortak olarak alıp 200’er TL sermaye payı konulması ve 1/3’er hisseli idare edilmesine karar verdiklerini, 21.11.1991 tarihinde üçüncü ortağın ayrıldığını, bu nedenle paylaşım yaptıklarını, davalının sermaye payını eksik ödediği, kendisinin tamamladığı, karşılığında çek ve senet aldığını ancak %50 hisse ile devam ettiklerini, yapılan inşaatları kendisinin ilgilenerek tamamlamaya çalıştığını, 17.05.1995 tarihinde yine davalı ile eşit hisseli limited şirket kurduklarını, bu şirketin de fesih ve tasfiyesinin talep edildiğini, davalının kendisi ve üçüncü kişiler üzerindeki bazı taşınmazların adi ortaklığa ait olduğunu savunarak 1/2 hissesinin iptali ve adına tescili için dava açtığını bildirerek adi ortaklığın mal varlığının tespiti ile %50 hisse ile fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı, adi ortaklık sözleşmesinin imzalandığını, ancak davacının adi ortaklığın mal varlığını kendi şirketine aktardığını, kendi payını vermediğini bildirerek adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini talep etmiştir.

Mahkemece davanın kabulü ile adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine, bilir kişinin 08.09.2008, 16.07.2009 tarihli raporlarındaki taşınmazların adi ortaklığa ait olduğunun kabulü ile ortaklar adına kayıtlı olan taşınmazların satılması suretiyle, davadan sonra satılanların da rayiç değerleri tespit olunarak bu değerlerinin tasfiyeye esas alınmasına, ortaklığın 08.09.2008 tarihli rapordaki borçlarının mahsubu  ile kalan miktarın eşit hisse ile paylaştırılmasına, fesih ve tasfiyeye ilişkin karar  kesinleştiğinde, taşınmazların değerleri bilir kişiye tespit ettirilerek atanacak tasfiye memuru vasıtasıyla tasfiye işlemlerinin mahkeme  denetiminde sonuçlandırılmasına karar verilmiş; hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.

Tarafların 21.04.1984 tarihli sözleşme ile eşit hisse ile inşaat yapımı üzerine N… İnşaat adlı adi ortaklık kurdukları, 15.11.1988 tarihli sözleşme ile de ortaklığa üçüncü bir kişi alıp 1/3’er hisseli olarak 21.11.1991 tarihine kadar yürüttükleri, üçüncü  ortağın ayrılması ile tarafların eşit hisseli olarak ortaklığı yürüttükleri, 17.05.1995 tarihinde tarafların limited şirket kurdukları ve bu şirketin de fesih ve tasfiyesine ilişkin kararın kesinleştiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır.BK’nın 538’inci maddesinde belirtildiği gibi tasfiye, bütün hesapların görülüp ortaklığın aktif ve pasif bütün mal varlığının belirlenip ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sona erdirilmesi, malların paylaşılması ya da satış yoluyla elden çıkarılmasıdır. Ortaklık sözleşmesinde hüküm bulunduğu takdirde tasfiyenin sözleşmedeki hükümlere göre yapılması asıldır. Böyle bir hükmün bulunmaması halinde ise tasfiyenin bu defa BK’nın 539’uncu maddesindeki sıra takip edilerek yapılması gereklidir. Dava konusu olayda sözleşmede tasfiye ile ilgili özel bir hüküm bulunmadığından tasfiyenin BK’nın 539 ve devamı maddelerine göre yapılması zorunlu olup, bunun için mahkemece öncelikle yönetici olarak olan davalıdan, kurulduğu tarihten itibaren ortaklığın tüm muhasebesi ile ilgili defterler ve ortaklıkla ilgili  tüm belge ve faturaların ibrazı ile ortaklıkla ilgili hesap listesi istenilmesi, ortakların gerek tasfiye şekli gerekse hesap listesi üzerinde uyuştukları ve uyuşmadıkları noktalar saptanmalı, uyuşamadıkları noktalarda tarafların delil ve karşı delilleri sorulup toplanmalı, yönetici ortağın hesap listesi vermemesi durumunda hesap vermekten kaçındığı kabul edilmeli, bu durumda mevcut delillere göre hüküm kurulmalı, ortaklığa ait tüm gelir gider hesabı çıkarıldıktan, ortaklığın tüm aktif ve pasifi kesin olarak belirlendikten sonra ortaklığın varsa üçüncü kişilere veya kurumlara olan borçları ortaklığın aktifinden mahsup edilmeli, ortaklardan her birinin ortaklığa verdiği avanslarla, ortaklık için yapmış oldukları masraflar ve vermiş oldukları sermaye iade edilmeli, bundan sonra varsa kalan miktar ortaklar arasında paylaştırılmalı, tasfiye bu şekilde tamamlanmalıdır. Taraflar dava dışı arsa sahipleri ile yaptıkları kat karşılığı inşaat sözleşmeleri adi ortaklığın konusu olup, yaptıkları inşaatlardan alacakları taşınmazlar da adi ortaklığın mal varlığı arasındadır. Davalı tarafından davacının adi ortaklığın mal varlığını kendi şirketine geçirmeye başladığı, bir kısmını da sattığı gerekçesi ile davacı ve dava dışı arsa sahiplerine karşı tapu iptali ve tescil davası açtığı, davanın halen derdest olduğu anlaşılmaktadır. Adi ortaklığın fesih ve tasfiyesi için öncelikle adi ortaklığın mal varlığının tespiti gerekir. Bu mal varlığı tespit edildikten sonra az yukarıda izah edilen şekilde tarafların anlaşamamaları üzerine fesih ve tasfiyenin mahkemece yapılmaı gerekir. Fesih ve tasfiye ileride atanacak tasfiye memuru eliyle yapılmasına karar verilemez.

Adi ortaklığın mal varlığının tespitinde davacının bu tapu iptali ve tescil davasında davalı sıfatıyla verdiği dilekçelerinde adi ortaklığa ait olduğunu kabul ettiği taşınmazlar bulunduğundan öncelikle bu dilekçelerdeki davalı sıfatıyla yaptığı kabullerinin içeriği esas alınmalıdır.Yine davalının açtığı tapu iptali ve tescil davası neticesinde verilecek lehe kararla ortaklar adına yapılacak tescil kararı adi ortaklığın mal varlığı içinde bulunacağından eldeki dava için de ön mesele teşkil ettiği gözden kaçırılmamalıdır. Mahkemece ortaklar adına kayıtlı taşınmazların fesih ve tasfiyesine karar verilmiş ise de kat karşılığı inşaat sözleşmesine konu olup da henüz arsa sahipleri adına görülen  taşınmazların da adi ortaklığın mal varlığı içinde bulunduğu hususu gözetilmemiştir. Bunların tasfiyesi için öncelikle ortakların adına tescili gerektiğinden, tarafların tescil hususunda nasıl hareket edeceklerine ilişkin beyanları alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir. Yine adi ortaklığa ait olduğu halde dava tarihinden önce satılan taşınmazların satış bedellerinin de adi ortaklığın mal varlığı içinde olduğundan bu taşınmazlar yönünden de taraf iddia ve delilleri değerlendirilerek sonucuna göre hareket edilmelidir. 5986/10 numaralı taşınmaz Hazinenin açtığı dava sonucu tapusu iptal edildiğinden ve buna ilişkin karar kesinleştiğinden hesaba dahil edilmemelidir. Tüm bu açıklamalar ışığında taraf iddia ve delilleri değerlendirilerek, tarafların kabulleri de gözetilerek adi ortaklığın mal varlığı, bu mal varlığnın elde edilmesinde yapılan harcamalar ve taraflar adına kayıtlı  olup da davadan önce satılanlar kat karşılığı inşaat sözleşmesine göre adi ortaklığa ait olup da henüz taraflar adına tescil edilmeyen taşınmazlar, tarafların rızaları ile satılan taşınmazların durumu da gözetilerek ayrıca M’nın ortaklıktan ayrılması nedeniyle taraflar arasında paylaşım olup olmadığına ilişkin taraf delilleri de toplanarak, bu hususlarda açılan tescil davalarının eldeki dava için ön mesele olduğu da gözetilerek adi ortaklığın mal varlığı tespit edilip, mahkemece fesih ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ile hüküm tesisi usul ve yasaya aykırı olup, bozmayı gerektirir.

Sonuç: Yukarıda açıklanan nedenlerle temyiz edilen kararın temyiz eden taraflar yararına (BOZULMASINA), peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacı ve davalıya iadesine, 03.02.2011 gününde oybirliğiyle karar verildi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir