GENEL OLARAK DENETİM

GENEL OLARAK DENETİM

I. DENETİMİN OLUŞUMU, GELİŞİMİ VE KAVRAMI

A. DENETİM OLGUSUNUN BAŞLANGICI

Çok eski meslek olan denetim, insanın saymayı öğrendiğinden itibaren başlayarak ve çeşitli değişimlerden geçerek günümüze ulaşmıştır.

İşlemlerin az ve basit olduğu başlangıçta günlük hesapların kontrolü ile görevlendirilmiş bir kişi (ki bunlara Munshi denilirdi) , bütün gün harcamada bulunan kişiye akşamları her bir işlemi miktar ve içerik itibariyle okutur, hesaplar hakkında fikrini söylerdi. Hesapların kontrolü ile görevlendirilen bu kişinin görevini dinleyerek yapması nedeniyle “dinleme” kavramının İngilizce (audience-audition) ve Latince (audire-audencia) olan sözücük karşılıklarından hareketle bu kişiye “auditor” (denetçidenetleyen) denilmiştir. Böylece duymak, haber almak anlamına gelen “audit” kavramı denetim karşılığı olarak kullanılmaya başlanılmıştır. Zamanla denetçi her bir hesabı kalem kalem dinleme yerine bütün işlemleri fiziki olarak doğrulama usulüne geçmiş, varsa hataları, eksiklikleri, suistimalleri de belirtilmek suretiyle fonksiyonunu arttırmıştır.

B. DENETİMİN GELİŞİMİ

1- Eski Dönem

Bazı denetim elemanları ve akademisyenler denetimin köklerini bulabilmek için arşivlere inmişlerdir. Bunlardan Vassilios P.Filios kamusal denetimin tarihi köklerinin, M.Ö. 3000 yıllarında Ninova (Mnevoh) kentine kadar uzandığım

saptamıştır. Arkeolojik bulgular ve halen mevcut kayıtlardan elde edilen bilgiler

1 Waimatullah Abid, Performance Evaluation and Performance Audit, Department of the Auditor-General of Pakistan Lahore, Aralık 1990, s.l

2 Abid, a.g.e., s.l.

3 Muhammed Akram Khan, A. Beginner’s Introduction to Auditing, Directorate-General of Research and

Devolopment, Department of the Auditor-General of Pakistan, Occaisional Paper Series 1 Şubat 1989, s.l

4 Ira Sharkansky, “The Devolopment of State Audit”, State Audit and Accountability, State of isreal

Comptroller’s Office, Jerusalem, 1991, s.5 şimdi Irak olarak bilinen eski Mezopotamya’da hüküm süren kralların, kraliyet tahıl ambarlarının sayımını yapmak, buradaki görevlileri ve sorumluları kontrol edebilmek için katiplerine görev ve sorumluluk verdiğini göstermektedir. Bu bulgular hem kamu mallarının hesaplarının ve muhasebesinin, hem de devlet yönetiminde faaliyetlerin denetiminin orijinini oluşturmaktadır. J V.P. Pillios, Yusuf Peygamberi de denetçilerin üstadı olarak kabul etmiştir.

Bu dönem, eski demokratik devletlerin kamu yönetiminin denetimine ilişkin uygulamalarına ışık tutmuş, önemli gelişmelere temel oluşturmuştur. Özellikle de çalışanların sorumluluklarının ve faaliyetlerinin sonuçlarının kamunun dikkatine sunma, araştırmalara açma çabalarının varlığı gözlenmiştir.

Hz. Süleymanın tapmağının yapımı ile ilgili mali bir problemin olduğu Tevrat’ın “Books of Kings” bölümünde yer almıştır. Kraliyet borçlarına karşılık Filistinde bir kaç kasabayı Tyre Kralı Hiram’a devretmek zorunda kalmıştır. İbrani kralları bizim bildiğimiz anlamda mali denetçi istihdam etmemişlerse de, peygamberlerin malikanelerine girmesine ve yapılan işler hakkında sert eleştirilerine izin vermişlerdir.

Eski Yunan’da ise, demokrasi kavramı ve şehir devletlerinin oluşturulması ile birlikte Mezopotamya’daki benzeri uygulamalar kamusal bir işlev olarak sürdürülmüştür. Şehir (Site) devletlerinde organize bir denetim sistemi (System of adution) kurularak kamu birimlerindeki görevlilerin hesap verme sorumlulukları sağlanmıştır.

Benzer uygulamalara Büyük Mısır ve Büyük Roma uygarlıklarında da rastlanılmıştır. Kamuya ait hesapların kontrol edildiğine dair kanıtlar bulunmuştur. Ayrıca çapraz hesap kontrolü ve denetim sisteminin geliştirildiği görülmüştür.

Çin’de ise denetimin M.Ö. 1100 yılında, Zhou Hanedanlığı döneminde başladığı belirtilmektedir.

2- İslamiyet Dönemi

İslam Uygarlığının geliştiği VII. ve XIII. yüzyıllar arasındaki bu dönemde, müslümanlar “Kamusal Denetim” kavramını geliştirmişler. Özel Kamu ayrımı yapılmadan İslam halifelerinin bağımsız ayrı ayrı muhasebe ve denetim birimleri oluşturduğunu gösteren yazılı kaynaklar bulunmuştur. 10 Bu dönemde; kesin olarak özel kamu malları ayrılmış, kaynakların kullanımı ve doğru elde edilmesi için kamu birimleri, hesap verebilir hale getirilmiştir. İslamiyetin bireye verdiği sorumluluk kavramının öneminden dolayı her müslümanın yaptığı işlerden önce Allah’a karşı sorumluluğu bulunmaktadır. Hazreti kurana göre, müslüman bir kişinin yaptığı iyi veya kötü şeylerden öldükten sonraki yaşamında yargı gününde Allah’a karşı hesap vereceği, bununla insanlara karşı hesap vermenin farklı olmadığı görüşü bulunmaktadır.

3- Ortaçağ Dönemi

Ortaçağda iş sahiplerinin sık sık temsilcilerini ticaret yapmak üzere uzak yerlere göndermeleri, bu temsilcilerin malları satıp karşılığında mal alarak ülkelerine geri getirmeleri, sermaye sahiplerinin bu alışverişlerin sonucunu öğrenme ve ticaretin riskleri konusunda haber alma arzuları, ticaretin gelişmesiyle birlikte özel sektörde de bir denetim ihtiyacını ortaya çıkarmıştır.

Bu dönemde, özel kesimin bağımsız denetime ve uzman kişilere duyduğu ihtiyacın nedenleri şöyle özetlenebilir:

• İlk neden, ticaretin artması ile- sermaye sahiplerinin hesap ve işlemlerden uzak kalması hesap ve işlemlere nüfus edememiş olmalarıdır. Önceleri bu neden yanlızca uluslararası ticaret için geçerli iken, işletme ölçeklerinin büyümesi ile her işte geçerli hale gelmiştir.

• İkinci neden, mali bilgilerin hazırlanması ve bunlardan bir sonuç çıkarılması, iş sahiplerinin bilgilenmesini ‘sağlamış, diğer işletmelerde rekabet ve çıkar çatışmalarını gündeme getirmiştir. Yöneticiler kazanılmış hakları veya işlemlerin sonuçlarını kavramış, buna bağlı olarak kendileri için neyin iyi neyin uygun olup olmadığını düşünmeye başlamışlardır.

• Üçüncü neden, iş hayatındaki işlemlerin zaman içinde karmaşık bir hale gelmesidir. Mali konuları anlamak zorlaşmıştır.

• Dördüncüsü, iş sahiplerinin mali konularda yapılacak herhangi bir yanlışlığın, hatanın büyük ölçüde riskli olabileceğini farketmesidir.

Sözü edilen bütün bu nedenler, mali işlemlerin uzman kişiler tarafından bağımsız olarak denetlenmesinin gerekliliğini ortaya çıkarmıştır.

Başlangıçta, hataları, suistimalleri ve yolsuzlukları ortaya çıkarmak olarak algılanan ve hesapların tümünü kontrol edeceği düşünülen denetçinin rolü,

zamanla tüm hesapları kontrol etmenin getirdiği güçlüklerin anlaşılması üzerine değişmiştir.

4- Parlamenter Kontrol Dönemi

Hesap verme sorumluluğu kavramının kamuda daha çok geliştiğini görmek için 17. yüzyıl İngiltere’sine bakmak gerekecektir.

17. yüzyılın bitimine az bir zaman kala, 1690 yılında İngiltere’de önce Kamu Hesapları Komitesi kurulmuş ve 1866 sayılı yasa ile de Sayıştay meydana

getirilmiştir. Kamu maliyesinde parlamentonun üstünlüğü ilkesi ilk kez bu dönemde tesis edilmiştir.

Parlamenter kontrolün 4 ana elemanı bulunmaktadır.

Bunlar:

• Vergileme kontrolü,

• Harcama amaçlarının kontrolü,

• Muhasebe kayıtlarının etkin denetiminin sağlanması,

• Muhasebe ve denetim raporlarının parlamento komisyonları yoluyla kontrol edilmesi.

Öte yandan devlet-kamu denetiminin kapsamı ve rolü de genişlemeye devam ederek, sadece hesapların doğruluğu ve denkliği (mali denetim) üzerinde rapor sunmakla kalmayıp harcamaların kanun, tüzük ve yönetmeliklere uygunluğu ile mali doğruluk kriterlerine göre incelenmesine yönelinmiştir.

5- Modern (Çağdaş) Dönem

Bu dönemde denetimin kapsam ve derecesindeki gelişmeler sürmüş, modern

iş denetiminin tarihi sanayi devriminin başlangıcı olarak kabul edilmiştir. Endüstri devrimi büyük ölçekli işletmelerin doğmasına neden olmuş, bu da işletme denetimine olan gereksinimi güçlü bir şekilde hissettirmiştir.

6- Yakın Modern Dönem

Sanayi devriminde kurulan büyük ölçekli işletmelerde, hesap hileleri, hata ve suistimallerin yapılmasını önlemek amacıyla yöntem olarak etkin bir iç kontrol düzeninin oluşturulmasına çalışılmıştır. Denetçiler artık işlemlerin tümü yerine bir kısmını kontrol etmeye yönelmişlerdir. Buna bağlı olarak denetçinin işlevi

konusundaki düşüncelerde de gelişmeler olmuş, dışarıdan denetim yapan bağımsız denetçiler artık suistimal ve hataların ortaya çıkarılması ya da hesapların tümünün doğruluğunu teyit etme konusu ile fazla uğraşmak yerine, bilançoların, kar ve zarar tablolarının doğru olarak düzenlenip düzenlenmediğini ve işletmenin ilişkilerini tam olarak gösterip göstermediğini belirterek mali durum hakkında görüş açıklamışlar, böylece toplu denetimin ilk adımını atmışlardır.

Kamu sektöründe harcamalardaki büyük artışlar, halkın seçtiği temsilcilerin de kamu fonlarının, kaynaklarının nasıl harcandığını bilmek isteği, bu dönemde denetimin kamu sektöründeki niteliğinde de değişik arayışlara ve tekniklere yöneltmiştir. Giderek mali ve uygunluk denetiminin (Düzenlilik Denetimi), kaynakların tutumlu, (ekonomik) verimli ve etken kullanılıp kullanılmadığı, harcamaların sonuçlarını değerlendirmede ve dolayısıyla kamu fonlarının kullanımı hakkında bilgi vermede yetersiz kalması gibi gereksinimler nedeniyle kamu sektöründe denetimi yapan denetim organlarının oluşturduğu Uluslararası Yüksek Denetim Kurumları (Supreme Audit Institution of International) tarafından da benimsenerek, geliştirilen yeni denetim tekniklerinin de yardımıyla yukarıda cevapsız bırakılan sorulara cevap vermek ve bu gereksinmeleri karşılamak üzere “Performans Denetimi” denilen yeni bir denetim türü geliştirilmiştir.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir