Sermaye Arttırımında Bulunmayan Sermaye Şirketinin Mükellefiyet Terkini

T.C.

MALİYE BAKANLIĞI

İstanbul Defterdarlığı

Usul Gelir Müdürlüğü

SAYI   : B.07.4.DEF.0.34.20./VUK-158                                                         31.10.2002*8541

KONU : Sermaye artırımında bulunmayan sermaye şirketlerinin mükellefiyet terkini hk

İLGİ : Tarihsiz dilekçeniz.

Dilekçeniz incelenmiştir.

Benzer konu nedeniyle Maliye Bakanlığı Gelirler Genel Müdürlüğünden alınan 25.09.2002 tarih ve B.07.0.GEL.0.49/4924-26-39150 sayılı yazıda;

“19.01.2002 tarihli ve 24645 sayılı Resmi gazete’de yayımlanan 2001/3500 sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 272’nci maddesinde anonim şirketler için 5 milyar Türk Lirası olarak öngörülen asgari esas sermaye miktarı 50 milyar Türk lirasına, aynı Kanunun 507’nci maddesinde limited şirketler için 500 milyon Türk Lirası olarak öngörülen asgari esas sermaye miktarı 5 milyar Türk Lirasına yükseltilmiştir.

Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca yayımlanan 2002/2 No.lu Tebliğ’de; 559 sayılı KHK’nin geçici 2’nci maddesi uyarınca, sermayelerini 31.12.1998 tarihine kadar 5 milyar Türk lirasına çıkarmayarak münfesih duruma düşen anonim şirketler ve 500 milyon Türk Lirasına çıkarmayarak münfesih duruma düşen limited şirketler dışında kalan, ancak sermayeleri 50 milyar Türk Lirasından az olan anonim şirketler ile 5 milyar Türk Lirasından az olan limited şirketlerin, sermayelerini yeni asgari miktarlara yükseltmek amacıyla, en geç 31.12.2002 tarihi mesai saati bitimine kadar (bu tarihte evrağa kaydedilmesi şartıyla) müracaat etmeleri gerektiği ve bu şekilde müracaat eden şirketlerin sermaye artırımına ilişkin izin ve tescil işlemlerinin 30.06.2003 tarihine kadar sonuçlandırılacağı belirtilmiş, 24.08.2002 tarih ve 24856 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 2002/4 No.lu Tebliğ ile de en son müracaat süresi 31.12.2003 tarihine, işlemlerin tamamlanma süresi ise 30.06.2004 tarihine kadar uzatılmıştır.

Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanunu’nun 161’nci maddesinde, işi bırakmanın, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona erdirilmesini ifade ettiği, 162’nci maddesinde ise tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyetin vergi ile ilgili muamelelerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam edeceği ve bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesinin, tasfiye veya iflas kararlarını ve tasfiyenin veya iflasın kapandığını vergi dairesine ayrı ayrı bildirmelerinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Vergi Usule Kanunu’nda yer alan bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere; anonim şirketler ile limited şirketlerin mükellefiyetlerinin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerine inhisar ettirilmiştir. Bir başka ifadeyle mükellefin işi bırakmış sayılabilmesi için işi ile ilgili tedarik işlemlerini durdurmasının yanı sıra, işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve sabit değerinin de elden çıkarılması veya bu varlıkların işletme sahiplerince işletmeden çekilmiş olması, tüzel kişiliğe haiz mükelleflerin ayrıca tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret ünvanlarının sicilden silinmesi gerekir.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nda tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesi konusunda ayrı düzenlemeler yer almakla birlikte tüzel kişiliğin ne şekilde sona ereceği konusunda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Ticaret şirketlerinin hükmi şahsiyetlerini ne zaman ve ne şekilde kalkacağı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olup sermaye şirketlerinin hükmi şahsiyetlerinin kazanılması ve kaybedilmesi hakkında Türk ticaret Kanunu hükümlerinin esas alınması gerekir.

Türk Ticaret Kanununun anonim şirketlerle ilgili 274’ncü maddesinde “Kanuna, esas sözleşme hükümlerine veya kamu düzenine aykırı işlemler ve faaliyetlerde bulunduğu anlaşılan şirketler aleyhine özel kanunlarındaki hükümler saklı kalmak kaydıyla Sanayi ve Ticaret Bakanlığınca fesih davası açılabilir.” hükmü yer almaktadır.

Anonim şirketlerin infisahı, tasfiyesi ve tasfiyenin yapılış şekli ile ilgili yapılacak işlemler Kanunun 434 ile 454’ncü maddelerinde düzenlenmiş olup, 439’ncu maddesinde de “infisah eden şirket tasfiye haline girer” hükmüne yer verilmiştir.

Sözü edilen maddelerde infisah etmek suretiyle tasfiye haline giren anonim şirketlerin pay sahipleriyle olan münasebetlerinde dahi tasfiye sonuna kadar ve ehliyetinin tasfiye gayesiyle mahdut olan hükmi şahsiyetini muhafaza ve ticaret ünvanını (tasfiye halinde) ibaresini ilave suretiyle kullanmaya devam edeceği, tasfiye haline giren şirketin organlarının vazife ve salahiyetlerinin tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri olan fakat mahiyetleri icabı tasfiye memurlarınca yapılamayan muamelelere inhisar ettiği, tasfiyenin sona ermesi halinde şirkete ait ticaret ünvanının sicilden terkin edilmesinin tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep edileceği ve iş bu talep üzerine terkin keyfiyetinin tescil ve ilan olunacağı belirtilmiştir.

Diğer taraftan Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca yayımlanan 2002/4 No.lu Tebliğ’de de belirtildiği üzere süresi içinde sermayesini öngörülen tutarlara çıkarmayan anonim ve limited şirketler hakkında Türk Ticaret Kanunu’nun 274’ncü maddesi hükmüne göre Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nca fesih davası açılması ve feshine karar verilen şirketin de tasfiyeye tabi tutulması gerekir.

Yukarıda yer alan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, anonim şirketlerde tüzel kişiliğin ortadan kaldırılabilmesi ve mükellefiyet kaydının silinebilmesi için şirketin münfesih addolunması yeterli olmayıp, bu durumdaki bir şirketin tasfiye veya iflas yoluyla tasfiyeye tabi tutulması gerekir. Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve tasfiye veya iflasın sona erdiği tescil ve ilan edilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması, dolayısıyla vergi mükellefiyetlerinin sona erdirilmesi mümkün olamayacağından, Türk Ticaret Kanunu’nun öngördüğü asgari sermaye şartını yerine getirmeyen anonim şirketlerin vergi mükellefiyet kayıtlarının terk edilmesi mümkün değildir.

Öte yandan Türk Ticaret Kanunu’nun 552’nci maddesinde anonim şirketin, tasfiye memurlarının tayin ve azilleri, tasfiyenin icrası, ticaret sicilindeki kaydın silinmesi ve ticari defterlerin saklanması hakkındaki hükümlerinin limited şirketler hakkında da tatbik olunacağı hükme bağlanmıştır. Bu hükme göre yukarıda anonim şirketler için yapılan açıklamalar, limited şirketler için de geçerlidir.

Bilgi edinilmesini ve gereğini rica ederim.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir