Sermaye Arttırmaması ve Mükellefiyet kapatılması

T.C.

GELİR İDARESİ BAŞKANLIĞI

İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı

Mükellef Hizmetleri Usul Grup Müdürlüğü

Usul Müdürlüğü

SAYI : B.07.1.GİB.4.34.19.02/VUK-2/161 01.02.2006/605

KONU: Sermayesini artırmaması nedeniyle münfesih hale geldiği İTO’dan alınan belgeyle kanıtlanan şirketin bu tarih itibariyle mükellefiyetinin kapatılacağı hk

 

…………………………… VERGİ DAİRESİ MÜDÜRLÜĞÜNE

 

İLGİ : 26.12.2005 tarih VUK-2/162-868-3336 sayılı yazımız.

29.12.2005 tarih ve Verg-4/63335 sayılı yazınız.

Müdürlüğünüzün …………….. vergi numarasında kayıtlı ….. ……… …………….. ve Tic. A.Ş.’nin ortaklarından olup, ………..2001 tarihinde vefat eden ……………………………ın eşi ………………….. tarafından verilen …………….2005 tarihli dilekçede; şirket adına vergi/ceza ihbarnamelerinin düzenlenerek tarafınıza tebliğ edildiği, söz konusu şirketin 03.06.1998 tarihi ve 4366 sayılı Kanunla 24.06.1995 tarih 559 sayılı KHK’de değişiklik yapan hüküm uyarınca ana sermayesini artırmadığından 01.01.1999 tarihinden itibaren münfesih olduğu ve mükellefiyetin bu tarih itibariyle kapatılması gerektiği halde vergi dairesince Şubat 2005 tarih itibariyle mükellefiyetin kapatıldığı belirtilerek yapılan işlemin yerinde olup olmadığı hususunda görüş talep etmektedir.

Bilindiği üzere, Vergi Usul Kanunu’nun 161’nci maddesinde, işi bırakmanın, vergiye tabi olmayı gerektiren muamelelerin tamamen durdurulması ve sona erdirilmesini ifade ettiği, 162’nci maddesinde ise tasfiye ve iflas hallerinde, mükellefiyetin vergi ile ilgili muamelelerin tamamen sona erdirilmesine kadar devam edeceği ve bu hallerde tasfiye memurları veya iflas dairesinin, tasfiye veya iflas kararlarını ve tasfiyenin ve iflasın kapandığını vergi dairesine ayrı ayrı bildirmelerinin zorunlu olduğu belirtilmiştir. Vergi Usul Kanunu’nda yer alan bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere; anonim şirketler ile limited şirketlerin mükellefiyetlerinin sona erdirilmesi tasfiye ve iflas hallerine inhisar ettirilmiştir. Bir başka ifadeyle mükellefin işi bırakmış sayılabilmesi için işi ile ilgili tedarik işlemlerini durdurmasının yanı sıra, işletmede bulunan emtia stokları ile diğer döner ve sabit değerinin de elden çıkarılması veya bu varlıkların işletme sahiplerince işletmeden çekilmiş olması, tüzel kişiliğe haiz mükelleflerin ayrıca tasfiye sürecinin tamamlanarak ticaret ünvanların sicilden silinmesi gerekir.

Kurumlar Vergisi Kanunu’nda tasfiye haline giren kurumların vergilendirilmesi konusunda ayrı düzenlemeler yer almakla birlikte tüzel kişiliğin ne şekilde sona ereceği konusunda herhangi bir düzenleme yer almamaktadır. Ticaret şirketlerinin hükmi şahsiyetlerini ne zaman ve ne şekilde kalkacağı Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenmiş olup, sermaye şirketlerinin hükmi şahsiyetlerinin kazanılması ve kaybedilmesi hakkında Türk Ticaret Kanunu hükümlerinin esas alınması gerekir.

Anonim şirketlerin infisahı, tasfiyesi ve tasfiyenin yapılış şekli ile ilgili yapılacak işlemler Kanunun 434 ile 454’ncü maddelerinde düzenmiş olup, 439’ncu maddesinde de “infisah eden şirket tasfiye haline girer” hükmüne yer verilmiştir.

Sözü edilen maddelerde infisah etmek suretiyle tasfiye haline giren anonim şirketlerin pay sahipleriyle olan münasebetlerinde dahi tasfiye sonuna kadar ve ehliyetinin tasfiye gayesiyle mahdut olan hükmi şahsiyetini muhafaza ve ticaret ünvanını (tasfiye halinde) ibaresini ilave suretiyle kullanmaya devam edeceği, tasfiye haline giren şirketin organlarının vazife ve selahiyetlerinin tasfiyenin yapılabilmesi için zaruri olan fakat mahiyetleri icabı tasfiye memurlarınca yapılamayan muamelelere inhisar ettiği, tasfiyenin sona ermesi halinde şirkete ait ticaret ünvanının sicilden terkin edilmesinin tasfiye memurları tarafından sicil memurluğundan talep edileceği ve iş bu talep üzerine terkin keyfiyetinin tescil ve ilan olunacağı belirtilmiştir.

Yukarıda yer alan düzenlemelerden de anlaşılacağı üzere, anonim şirketlerde tüzel kişiliğin ortadan kaldırılabilmesi ve mükellefiyet kaydının silinebilmesi için şirketin münfesih addolunması yeterli olmayıp, bu durumdaki bir şirketin tasfiye veya iflas yoluyla tasfiyeye tabi tutulması gerekir. Türk Ticaret Kanunu’nda öngörülen işlemler yerine getirilmeden ve tasfiye veya iflasın sona erdiği tescil ve ilan edilmeden tasfiyenin sona erdiğinin kabul edilmesi ve şirketin tüzel kişiliğinin ortadan kaldırılması, dolayısıyla vergi mükellefiyetlerinin sona erdirilmesi mümkün olamayacağından, Türk Ticaret Kanunu’nun öngördüğü asgari sermaye şartını yerine getirmeyen anonim şirketlerin vergi mükellefiyet kayıtlarının terk edilmesi mümkün değildir.

Ancak, 2004/13 sayılı uygulama iç genelgesi ile; işi bırakma bildiriminde bulunmayan bir mükellefin işi bıraktığının tespit edilmesi veya yapılan araştırma ve yoklamalar sonucunda bilinen adreslerinde bulunamaması ve başka bir adreste faaliyetine devam ettiğine dair bilgi edinilememesi halinde mükellefin işi bırakmış sayılacağı ve mükellefiyet kaydının vergi dairesince terkin edileceği belirtilmiştir. Mükellefiyetin Devlet veya Devlet güvencesinde tutulan kayıt ve siciller veya diğer kanaat getirici vesikalarla tevsiki bu şekilde tevsik edilemeyenlerin ise ilk yoklamanın yapıldığı tarihten itibaren terkin edileceği hüküm altına alınmıştır.

İlgi yazınız ekinde yer alan yoklamalarla söz konusu mükellefin işyerinin 10-15 yıl önce belediyece istimlak edildiğinin ve şirket ortaklarına ulaşılamadığının tespit edildiği ve mükellef dilekçesinin ekinde yer alan ve İTO’dan alınan 20.12.2005 tarihli belgeden de şirketin 01.01.1999 tarihinden itibaren münfesih olduğu görülmektedir.

Buna göre, söz konusu şirketin mükellefiyetinin 2004/13 sayılı uygulama iç genelgesi uyarınca münfesih olduğu 01.01.1999 tarihinden itibaren terkin edilmesi gerekir.

Gereğinin yapılarak sonucundan bilgi verilmesini rica ederim.

………………

Başkan a.

Grup Müdür V.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir