Vergi ziyaı cezalı KDV’nin kaldırılması

vergi-mahkemesi-karari

İzmir 1. Vergi Mahkemesi

Esas No: 2014/1455 Karar No : 2015/363

İstemin Özeti: Davacı şirket tarafından, 2008 yılında sahte belge kulladığı gerekçesi ile sevk edildiği takdir komisyonunca takdir edilen matrah üzerinden katma değer vergisi tablolarının yeniden düzenlenmesi sonucu ödenecek vergi çıkan adına resen tarh olunan vergi ziyaı cezalı katma değer vergilerinin; takdir komisyonunun yeterli inceleme ve araştırma yapmadığı, varsayımdan hareketle tarh ve ceza kesme yoluna gidildiği, bahse konu faturaların sahte olmadığı, bir kısım ödemelerin çekle yapıldığı ileri sürülerek kaldırılması istenilmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Vergi Mahkemesince dava dosyası incelenerek işin gereği görüşüldü:

Vergi Usul Kanununun “Re’sen Vergi Tarhı” başlıklı 30’uncu maddesinde, resen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen defter, kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında belirtilen matrah ve matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanmış ve maddenin 6’ncı bendinde; tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması hali resen tarh nedeni olarak belirlenmiştir.

Aynı kanunun “Takdir Kararı” başlıklı 31’inci maddesinde, takdir komisyonunca belli edilen matrah veya matrah kısmının takdir kararına bağlanılacağı belirtilmiş, “Komisyonların Görevleri” başlıklı 74’üncü maddesinin (a) fıkrasının 1’inci bendinde, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak; 2’nci bendinde ise vergi kanunlarında yazılı fiat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmek komisyonun görevleri olarak belirlenmiştir.

Öte yandan; Katma Değer Vergisi Kanununun 29’uncu maddesinde de, katma değer vergisi indirim mekanizması düzenlenmiş, 29’uncu maddenin (a) bendinde; mükelleflerin, yaptıkları vergiye tabi işlemler üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla hesaplanarak düzenlenen fatura ve benzeri vesikalarda göserilen katma değer vergisini indirebilecekleri belirtilmiştir.

Katma değer vergisi, mal ve hizmetlerin üzeriminden tüketimine kadar geçen üretici, tüketici, yarı toptancı, perakendeci gibi her aşamada katılan değer üzerinden alınan, her aşamada matrahı katma değer olan ve sonunda tümü tüketici üzerine kalan bir vergi olup bu vergiyi diğer vergilerden ayıran en önemli özellik, indirim mekanizmasıdır. Mekanizmanın işleyişi, emtia teslim ve hizmet bedeli üzerinden hesaplanan katma değer vergisinden, bu satışların girdilerine ilişkin olarak ödenen katma değer vergisinin indirilmesi esasına dayanmaktadır. Vergi mükellefi, katma değer vergisi sistemi içinde, aracı görevi yapar. Sattığı mal ve hizmetler üzerinden tahsil ettiği vergiden mal ve hizmet alışında ödediği vergiyi indirir, bakiyesini devlete öder. Bu işlem her safhadaki mükellef tarafından tekrarlanmaktadır.

3065 sayılı Kanunun 29’uncu maddesine göre mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler nedeniyle düzenlenen fatura ve benzeri vesikalardaki katma değer vergisini indirim konusu yapabilirler. Ancak, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 3’üncü maddesinin (B) bendinde ifade edildiği üzere vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyeti esastır. Bu kuralın gereği olarak mükelleflerin Katma Değer Vergisi Kanununun yukarıda sözü edilen 29’uncu maddesi hükmünden yararlanabilmelerinin ön şartı fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmasıdır. Bu madde hükümlerine göre mal alışları nedeniyle yüklenilen katma değer vergilerinin indirim ve iade konusu yapılabilmesi için faturaların gerçek bir mal alım satımı karşılığı düzenlenmesi gerekmektedir. Mükelleflerce indirim konusu yapılan katma değer vergilerine ilişkin fatura ve benzeri belgelerin gerçek bir mal teslimi veya hizmet ifasına dayanmadığı ve düzenlenen belgelerin muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge olduğu hususlarının vergi dairesince, Vergi Usul Kanunu uyarınca yapılacak inceleme sonucu açık ve somut bir şekilde tespit edilmesi durumunda, indirim konusu vergilerin reddi ve resen vergi tarhiyatına konu yapılabileceği açıktır.

Bu kapsamda; Vergi Usul Kanununun 134’üncü maddesinde, vergi incelemesinden maksadın, ödenmesi gereken vergilerin doğruluğunu araştırmak tespit etmek ve sağlamak olduğu; aynı maddenin 2’nci fıkrasında ise, incelemeye yetkili olanlar tarafından lüzum görüldüğü takdirde incelme, işletmeye dahil iktisadi kıymetlerin fiili envanterinin yapılmasına ve beyannamelerde gösterilmesi gereken unsurların tetkikine de teşmil edilebileceği hüküm altına alınmıştır.

Tüm bu açaklamalar ışığında; mükellefler kendilerine yapılan teslim ve hizmetler dolayısıyla düzenlenen fatura ve benzeri vesikaların gerçeği yansıtmadığı ve sahte fatura olduğu hususunun ortaya konulmuş olması durumunda 3065 sayılı Kanun ile getirilen ve katma değer vergisine özgü bir mekanizma olan indirim mekanizmasından yararlanamayacaklardır. Ancak; sahte fatura kullanıldığı hususu, 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 134’üncü maddesi uyarınca usulüne uygun olarak yapılacak vergi incelemesi sonucunda düzenlenecek vergi inceleme raporu ile tespit edilebilecek bir durumdur zira, burada tespit edilecek husus, matrahın beyan edilmemesi veya eksik beyan edilmesi değil, mükellefin yasal defterlerine kaydetmek suretiyle indirim konusu yaptığı faura ve belgleerin gerçek durumu yansıtıp yansıtmaması olup, böyle bir durumda; vergi daireleri, mükellefin katma değer vergisi indirimlerinin reddi suretiyle hakkında tarhiyat yapılabileceklerdir.

Dosyanın incelenmesinden; davacı şirketin, hakkında sahte ve muhteviyatı itibariyle yanıltıcı belge ticareti yaptığına ilişkin vergi tekniği raporu bulunan mükelleflerden aldığı faturaları kullandığı gerekçesi ile takdir komisyonuna sevk edildiği, takdir komisyonunca takdir edilen matrah üzerinden incelenen ve izleyen yıl katma değer vergisi tablolarının yeniden düzenlendiği, düzeltme sonucu ödenecek vergi çıkan uyuşmazlık konusu dönemler için cezalı tarhiyatın yapıldığı anlaşılmaktadır.

İdari işlem ve tasarruflarla kişilerin hukukunda haricen değişiklik yapma ve yetki ve imtiyazına sahip olan idarenin, bu yetkisini kullanırken öncelikle yetkinin kullanılmasına ilişkin şekil ve koşullarının belirlendiği usul kanunlarının kendi üzerine yüklediği görevler çerçevesinde hareket etmesi gerekir. Zira Anayasada yer alan hukuk devleti ilkesinin doğal bir sonucu da idarenin işlem ve eylemlerini, hukuk kuralları çerçevesinde ve yine bu kuralların yüklediği görev ve yetki kapsamında yürütmesidir.

Takdir komisyonlarının görevi; 213 sayılı Kanun uyarınca, yetkili makamlar tarafından istenilen matrah ve servet takdirlerini yapmak ile vergi kanunlarında yazılı fiat, ücret veya sair matrah ve kıymetleri takdir etmektir. 3065 sayılı Yasada öngörülen indirim mekanizması ise, vergilendirme tekniği açısından, matrah takdirinden farklı bir müessese olup mükelleflerin; gerek sahte fatura kullanmaları gerekse defter ve belgelerini ibraz etmemeleri gibi durumlarda, matrah takdrini gerektiren bir husus bulunmaması nedeniyle, bu tür fiillerin, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 29’uncu ve 34’üncü maddelerinde düzenlenen, indirim mekanizması içinde değerlendirilmesi suretiyle, katma değer vergisi indirimleri yönünden yapılacak vergi incelemesi ile bir sonuca bağlanması gerekmektedir. Bu nedenle, bu gibi hallerde, mükelleflerin matrah takdiri için takdir komisyonlarına sevk edlmesi ve kendisine matrah, servet ve kıymet takdiri görevi verilmiş olan ve katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonlarınca takdir edilen matrah üzerinden cezalı tarhiyat yapılması mümkün değildir.

Bu durumda; davacı şirketin sahte fatura kullandığından bahisle takdir komisyonuna sevk edilmesi üzerine, katma değer vergisi indirim reddi yetkisi bulunmayan takdir komisyonunca alınan karara istinaden katma değer vergisi tablolarının yeniden düzenlenmesi sonucu ödenecek vergi çıkan uyuşmazlık konusu dönemler için yapılan cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle DAVANIN KABULÜNE dava konusu vergi ziyaı cezalı katma değer vergisinin kaldırılmasına bu kararın tebliğini izleyen günden itibren (30) gün içinde Danıştay’a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir