Yeni Türk Ticaret Kanunu’na Göre Batıl Yönetim Kurulu Kararları

  • YENİ TÜRK TİCARET KANUNU’NA GÖRE BATIL YÖNETİM KURULU KARARLARII- GİRİŞ

    Anonim şirketlerde idare ve temsil görevi yönetim kurulunca yerine getirilir. Yönetim kurulu bu yetkisini kullanırken çeşitli kararlar alır, şirketi bağlayıcı iş ve işlemler gerçekleştirir ve sözleşmeler tanzim eder. Ancak, kurul, alacağı kararların içeriği konusunda sınırsız bir özgürlüğe sahip değildir. Diğer bir ifadeyle, yönetim kurulu kararları esas itibariyle iptal edilememekle birlikte, bazı hallerin varlığı durumunda yönetim kurulunca alınan kararların batıl yani geçersiz olduğunun tespiti mahkemeden talep edilebilmektedir. Düzenlemenin amacı, yasal gerekçede, dava olanağını tanıyarak ve iptal edilebilir kararlarla bâtıl kararlar arasındaki farka açıklık getirerek pay sahibinin korunmasını güçlendirmek olarak belirtilmiştir.

    II- HANGİ YÖNETİM KURULU KARARLARININ BATIL OLDUĞUNUN TESPİTİ İSTENEBİLİR?

    Yönetim kurulunun aldığı hangi kararların batıl olduğu, yeni Türk Ticaret Kanunu’nun 391. maddesinde ele alınmıştır. Bu maddede öncelikle, eşit işlem ilkesine aykırı olan yönetim kurulu kararlarının geçersizliğinin tespiti yönünde mahkemeye başvurulabileceği ifade edilmiştir. Yeni kanunun 357. maddesinde pay sahiplerinin eşit şartlarda eşit işleme tabi tutulacağı belirtilmiş, dolayısıyla, anonim şirket yöneticilerine aynı şartlarda bulunan pay sahiplerine aynı işlemi uygulama, yani nispi eşitlik sağlama zorunluluğu getirilmiştir. Buna göre, maddede öngörülen eşit işlem ilkesini zedeleyecek yönetim kurulu kararlarının batıl olduğu gerekçesiyle mahkeme zeminine taşınması mümkün olacaktır.

    Yasada, söz konusu davanın kimler tarafından açılabileceğine ilişkin bir hüküm bulunmamaktadır. Ancak, maddedeki hükümlerden pay sahiplerinin, denetçilerin, hatta karara katılmayan yönetim kurulu üyelerinin bile dava açmasına engel bir durum olmadığı kanaati oluşmaktadır. Bazı akademisyen hukukçulara göre herkes yönetim kurulu kararının batıl olduğu iddiasıyla dava açabilecektir.(1)

    Ayrıca yine yeri gelmişken belirtmek gerekir ki, buradaki tespit davası ile ilgili bir süre öngörülmemiş, tespit davası açma hakkı bir hak düşürücü süreye bağlanmamıştır. Bu durum, batıl kararların hiçbir şekilde geçerlilik kazanamayacağı yönündeki gerçekliğin doğal bir sonucudur. Aksi durumda, belirli bir süre sonunda adalete, eşitliğe ve temel hukuk kurallarına aykırı bir karar yürürlük kazanacak ve bunun kaynağını da yasal yollardan elde etmiş olacaktır.

    Dava konusu olabilecek yönetim kurulu kararlarından biri de, anonim şirketin temel yapısına uymayan veya sermayenin korunması ilkesini gözetmeyen kararlardır. Maddeye ilişkin gerekçede de yer aldığı üzere, örneğin anonim şirketlerde pay sahiplerinin sahip oldukları payla sınırlı olan sorumluluğunu göz ardı edecek nitelikte, bilanço açıklarını kapatmada bütün pay sahipleri için ek ödeme konulması şeklinde alınacak kararlar veya üye olmayan bir kişinin yönetim kurulunda üye haklarına sahip kılınması gibi organsal yapıya aykırı kararların batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilecektir. Aynı şekilde, sermayenin korunması ilkesini zedeleyecek nitelikte örneğin, pay sahibinin sermaye hakkını ortadan kaldırıcı veya kısmen de olsa kayba uğratıcı nitelikteki kararlar geçerlilik kazanamayacak, baştan itibaren hüküm ifade etmeyecek kararlar olacaktır.

    Yasanın 391. maddesinde; pay sahiplerinin özellikle vazgeçilmez nitelikteki haklarını ihlal eden veya bunların kullanılmaları kısıtlayan ya da güçleştiren kararların da batıl olacağı ifade edilmiştir. Bu türdeki kararlara, kanunun 437. maddesinde öngörülen ve pay sahiplerine bilgi alma/inceleme hakkı tanıyan düzenlemelere aykırı yönetim kurulu kararları örnek gösterilebilir. Yine iptal davasının açılabilmesinin yönetim kurulunun onayına tâbi tutulması; kâr elde etmek ve paylaşmak amacının terki gibi kararlar maddeye ilişkin gerekçede batıl yönetim kurulu kararlarına örnek olarak gösterilmiştir.

    Bilindiği üzere, batıl kararlar veya batıl sözleşmeler, mutlak butlanla sakat olan, kanunun özellikle emredici hükümlerine, kamu düzenine aykırı nitelikler veya unsurlar taşıyan metinlerdir. Bu husus, yeni Borçlar Kanunu’nun 27. maddesinde, Kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin olarak hükümsüzdür şeklinde ifade edilmiştir. Dolayısıyla, batıl karar ve sözleşmeler doğdukları andan itibaren hüküm ifade etmediği gibi ilerleyen zamanlarda da hayatiyet kazanamamakta ve bu tür kararların geçersizliğinin tespiti her zaman talep edilebilmektedir.

    Diğer taraftan, ticaret kanununun 391. maddesinde, diğer organların devredilemez yetkilerine giren ve bu yetkilerin devrine ilişkin yönetim kurulu kararlarının da batıl olduğu belirtilmiştir. Yasada zorunlu organların devredilemez nitelikteki görev ve yetkileri açıkça sayılmıştır. Buna göre, yasanın 375. maddesinde yönetim kurulunun, 397 ve 398. maddelerinde denetleme kurulunun ve 408. maddesinde de genel kurulun devir edemeyeceği nitelikteki kararlar açıklanmıştır. İşte, bu maddelerde yer alan düzenlemelere aykırı olan yetki devirlerine ilişkin yönetim kurulu kararları batıldır. Örneğin, yasanın genel kurulun devredemeyeceği yetkilerini düzenleyen 408. maddesinde, yönetim kurulu üyelerine ödenecek ücretler ile huzur haklarının genel kurulca belirleneceği açıkça ifade edilmiş iken, yönetim kurulunun alacağı bir kararla, bu yetkiyi kendisinde toplaması o kararı baştan itibaren geçersiz kılacak ve bu kararın batıl olduğunun tespiti mahkemeden istenebilecektir.

    Burada, yönetim kurulunun batıl kararlarının kaynağının genel kurul kararına dayanmasının da bir anlam ifade etmeyeceğini vurgulamak yerinde olacaktır. Böyle bir durumda da, örneğin genel kurulun kanunen kendisine ait bir yetki olan yönetim kurulu üyelerinin ücretlerini belirleme yetkisini açık bir karar ile yönetim kuruluna devretmesi de baştan itibaren hükümsüz bir genel kurul kararı niteliğinde olacaktır. Burada yönetim kuruluna düşen yükümlülük, genel kurulca alınan bu batıl kararı uygulamaya koymamaktır.

    Yine bu noktada belirtmek gerekir ki, pratikte tam aksi bir durumun da gerçekleşebilmesi mümkündür. Yani, yönetim kurulu kendisine ait olmayan bir yetkiyi kullanabileceği gibi, kanunen kendisine verilen bir yetkiyi başka bir organa devretmek şeklinde de hareket edebilir. Örneğin, yasanın 375. maddesinde müdürlerin atanması ve görevden alınması ile ilgili yetki açıkça yönetim kuruluna tanınmış iken, kurulun, bu yetkiyi denetleme kuruluna devretmeye yönelik bir karar veya eylemi de aynı şekilde hükümsüz olacaktır. Bu noktada amaçlanan elbette, her organın temel görevlerini koruması ve yetkilerin birbirine devri yoluyla bir yetki/sorumluluk karmaşası yaşanmasının önüne geçilmesidir.

    III-SONUÇ

    Yeni ticaret kanununda batıl yönetim kurulu kararlarının belirli halleri ele alınmış ve bu tür kararların genel çerçevesi çizilmiştir. Bu genel hatlara göre, yönetim kurulu alacağı kararların özellikle yasaların emredici hükümlerine, temel hukuk kurallarına, kişisel haklara, kamu düzenine, eşitlik ilkelerine aykırı olmamasına özen gösterecektir. Aksi durumda, hukuken geçersiz bir kararı almakla kalmayıp bunu uygulamaya da geçirecek ve böylece kanuna aykırı, telafisi güç veya imkansız uygulamalar gerçekleştirmiş olacaktır. Batıl kararların geçersizliği ise ancak açılacak bir tespit davası sonucunda verilecek yargı kararına dayanılarak ileri sürülebilecektir.

    (1) Poroy/Tekinalp/Çamoğlu, a.g.e sh.304

    Özdem SATICI TOPRAK
    Gümrük ve Ticaret Bakanlığı Başmüfettişi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir